Yeni bir yıl, yine bir yıl daha... Plastik çam ağacımızı kurduk mutlulukla.
Noel baba, kardan adam, kurabiye adam, melek figürleri ve rengarek parlak toplarla donattık üstünü. En tepesine de kocaman bir yıldız kondurduk. 6 yıldır her 1 Aralık'ta yeni yıl ağacımızın yanıp sönen ışıkları yuvamızı aydınlatıyor. Ailemiz ve yakın dostlarımızdan gelen sürpriz hediye paketleri yeni yılın ilk saatlerinde açılmayı bekliyor.




Heyecan, merak, neşe, mutluluk ve sevgiyle karşılamaya hazırız yeni yılı... Sevdiğimiz objelerle donatıyoruz yuvamızın her köşesini. Onu ev olmaktan çıkarıp, yuva yapan inceliklerle süslüyoruz. Çünkü içimizde olup bitenlerin yansımasıdır yarattığımız mekanlar. "Çam ağacı süslemek Avrupa'dan çalıntı bir gelenek, popüler kültürün bir parçası, ağaç süslemek şimdi neyin göstergesi..." gibi eleştirel görüşlere saygı duyuyor, ama itibar etmiyoruz. İyimserlik kişisel cennetimiz. Noel Baba masalının bir zararını da görmedik şimdiye kadar ayrıca. Hep birlikte plastik çam ağacımıza ışıltılı elbisesini giydirirken o neşeyi ve çoşkuyu hissetmekten maile pek bir mutluyuz:)


Hele bir de yeni yıla kar ile girmenin güzelliği eklenmişse penceremize...


Gelen her yeni yıl için neden bu kadar heyecanlanıyoruz acaba? Belki de yeni başlangıçlara olan özlemimizden... Ya da bir şeylerin değişmesini çok istediğimizden... Halbu ki, 2008 ve ondan önceki bütün yıllarda olan her şey 2009'da da olacak: Mutluluklar, sevinçler, hüzünler, hayal kırıklıkları, acılar, savaşlar yaşanacak; doğumlar ve ölümler olacak, kısacası hayat aynı şimdi olduğu gibi kendi ritminde devam edecek... Dünya tam da bu çeşitliliği ile iyi bir okuldur belki de... Savaşlar, felaketler, ölümler, acılar, gözyaşları olmasın isteriz. Görünüşte en kabul edilmez ve acı veren olayların içinde bile daha derin bir iyilik, hayır gizlidir ve her felaket ilahi bir inayet tohumu içerir oysa...




Amerikalılar yeni yıl yaklaştığında bir liste yapıyorlar. Buna "New Years' Resolutions" diyorlar. Yani, yeni yıla dair dilekler ve istekler listesi. Bir bakıma yaşamında memnun olmadığın bazı şeyleri değiştirmek, yeni kararlar almak için kendi kendine söz verme vaadi. Yeni bir yılın başlaması bu duruma iyi bir vesile oluyor tabii. Yeni bir yıl, yeni bir sayfa, yeni kararlar, yeni bir "ben" yaratma hayali. Kimse kedinden memnun değil çünkü... Aldığı kararları (diyet yap, kilo ver, spora git, yabancı dil öğren, sigarayı bırak...vs.) uygularsa, kendini sevilmeye değer ve layık bulacak. O her yıl bıkmadan usanmadan alınan kararlar bir türlü uygulamaya konulamaz nedense? Yılın sonunda ise aynı kısırdöngü için geri sayım başlar.
Heyecan, merak, neşe, mutluluk ve sevgiyle karşılamaya hazırız yeni yılı... Sevdiğimiz objelerle donatıyoruz yuvamızın her köşesini. Onu ev olmaktan çıkarıp, yuva yapan inceliklerle süslüyoruz. Çünkü içimizde olup bitenlerin yansımasıdır yarattığımız mekanlar. "Çam ağacı süslemek Avrupa'dan çalıntı bir gelenek, popüler kültürün bir parçası, ağaç süslemek şimdi neyin göstergesi..." gibi eleştirel görüşlere saygı duyuyor, ama itibar etmiyoruz. İyimserlik kişisel cennetimiz. Noel Baba masalının bir zararını da görmedik şimdiye kadar ayrıca. Hep birlikte plastik çam ağacımıza ışıltılı elbisesini giydirirken o neşeyi ve çoşkuyu hissetmekten maile pek bir mutluyuz:)
Hele bir de yeni yıla kar ile girmenin güzelliği eklenmişse penceremize...
Gelen her yeni yıl için neden bu kadar heyecanlanıyoruz acaba? Belki de yeni başlangıçlara olan özlemimizden... Ya da bir şeylerin değişmesini çok istediğimizden... Halbu ki, 2008 ve ondan önceki bütün yıllarda olan her şey 2009'da da olacak: Mutluluklar, sevinçler, hüzünler, hayal kırıklıkları, acılar, savaşlar yaşanacak; doğumlar ve ölümler olacak, kısacası hayat aynı şimdi olduğu gibi kendi ritminde devam edecek... Dünya tam da bu çeşitliliği ile iyi bir okuldur belki de... Savaşlar, felaketler, ölümler, acılar, gözyaşları olmasın isteriz. Görünüşte en kabul edilmez ve acı veren olayların içinde bile daha derin bir iyilik, hayır gizlidir ve her felaket ilahi bir inayet tohumu içerir oysa...
Amerikalılar yeni yıl yaklaştığında bir liste yapıyorlar. Buna "New Years' Resolutions" diyorlar. Yani, yeni yıla dair dilekler ve istekler listesi. Bir bakıma yaşamında memnun olmadığın bazı şeyleri değiştirmek, yeni kararlar almak için kendi kendine söz verme vaadi. Yeni bir yılın başlaması bu duruma iyi bir vesile oluyor tabii. Yeni bir yıl, yeni bir sayfa, yeni kararlar, yeni bir "ben" yaratma hayali. Kimse kedinden memnun değil çünkü... Aldığı kararları (diyet yap, kilo ver, spora git, yabancı dil öğren, sigarayı bırak...vs.) uygularsa, kendini sevilmeye değer ve layık bulacak. O her yıl bıkmadan usanmadan alınan kararlar bir türlü uygulamaya konulamaz nedense? Yılın sonunda ise aynı kısırdöngü için geri sayım başlar.
2009'a girmemize sayılı günler kala şöyle fısıldadım kendime;Dilek ve istek listelerini boşver. Hayat seçimlerden ibaret. Her anını yeniden yaratma gücüne sahipsin. Kendini her halinle sev. Sevgi dolu yaşa. Mutlu ol. Mutluluk şükretmektir zira. Ektiğini biçeceğini de unutma. Tıpkı bumerang gibi yaptığın herşey sana geri döner.
Yaşamı da rahat bırak. Bırak, o sadece olsun.
YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Toprağa can, çocuklara oyuncak, kente fondoten; kimine sefalet, kimine mücadele edilecek zorlu bir engel, kimine de yeni yıla sayılı günler kala kırmızı rujlu bir kardankadın olmuş kar...
KAR...
Bayram tatilimizi bu kez Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde açılan Necati Güvenç Mamıkoğlu'nun "Türkiye'nin Ağaçları Ve Çalıları Fotoğraf Sergisi" ile renklendirdik.
Güvenç Mamıkoğlu aile dostumuz olduğundan kitabı ilk görenlerden biriyiz. Hem de imzalı olarak... Ağaçlarla ilgili bilgilerin 2000 fotoğrafla desteklendiği "Türkiye'nin Ağaçları ve Çalıları" bizim başucu kitabımız oldu. Gördüğümüz birçok ağacı artık bakar bakmaz, ya yaprağından ya meyvesinden ya da gövdesindenden tanıyabiliyoruz:)
Güvenç Mamıkoğlu'nun eşi, çok sevdiğim dostum Serpil Mamıkoğlu ve kızları Gizem'in evsahipliğini yaptığı sergide, onların en çok beğendikleri fotoğrafı sordum. "Pembe çiçek açmış erguvanlar" dediler. E buyrun o zaman "Boğaziçi'nde erguvanlar hatırası" çektirmeye...
Sergide Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Botanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mecit Vural ile tanışıp, sohbet etme imkanı da buldum. Sergi fotoğraflarını çok beğendiğini ifade eden Prof. Dr. Vural, son derece zengin bir flora ve endemik bitki türlerine sahip olan ülkemizde ulusal bir herbaryumun olmamasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi sık sık.
Bir diğer sürpriz ise yakından takip ettiğim Türkiye'deki doğa varlıklarının korunmasına yönelik bilincin gelişmesine büyük katkıda bulunduklarına inandığım
70'e her yaşta doğaseverin ilgisini çekti; baharda çiçek açmış şeftali ağaçlarını uzun uzun seyreden bu çift gibi...
Sergilenen tüm fotoğrafların baskı kalitesi ve çekimler gerçekten güzel. Mamıkoğlu ailesi yakın dostumuz, o nedenle abartıyorum sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ben az bile yazdım:) agaclar.net Ankara Temsilcisi Müjgan Akar, sitedeki forumda sergiye ait duygularını şöyle ifade etmiş; "Hele girişte bir sarıçam ağacı gövdesinin fotoğrafı vardı. Üstündeki detaylar o kadar net ki fotoğrafa dokunsanız elinize reçine bulaşacakmış gibi bir his oluşuyor ya da o kabuklardan minik bir parçasını koparacakmışsınız kadar canlı duruyor."
Veee... sergiyi kaçırıp da merak edenlere, "FOTOĞRAFLARIN fotoğrafından" bir demet...