2 Şubat 2010 Salı

Ders Bitti, Tenefüsteyim :)


Sakin ve yalnız bir haftasonu...
Ankara bembeyaz kar örtüsünün altında uykuda. Üstünde pırıl pırıl bir güneş, kış güneşi. Tertemiz bir sayfa açılmış gibi kentin kirliliğine... Etraf sessiz, dingin, kendi halinde... Gürültü yapan benim beynim! Kafamın içindeki cümleleri arka arkaya dizsem, dünyanın çevresinde tam bir tur atar. Aklımda ne kadar düşünce varsa, hepsi kar olup yağmış sanki içimdeki ayak basılmayan yerlere...

Mutlu olmakta zorlanıyorum.
Beklemekten yoruldum.
Hani bazen diyorum ki, alıp başımı gideyim. Yollara düşeyim. Yolculuk iyi gelir bünyeme. Sözcükler azalır belki beynimde. Boğazımdaki düğümler çözülüverir. İçime kürek kürek sular serpilir. Kalbim beni sıkıştırmaktan vazgeçer. Bırakırım kendimi hayatın kollarına...
Ne mümkün!

Okunacaklar listesine eklediğim köşe yazılarından medet umarken, tepetaklak oluverdim. Radikal Gazetesi'ndeki köşesini ilgiyle takip ettiğim Ayça Şen, beynimin içindeki kargaşanın içine "Bir takım hayaller" başlıklı yazısıyla kılıcını çekiverdi. "Fakat nereye gidersen git, kendini de birlikte götüreceksin; hiçbir yere gitmeden önce, olduğun yerde önce sağlıklı durmayı, düşünmeyi becerebilirsen, zaten olduğun her yerde mutlu olursun, ne yapacağına hayat kendi kendine şekil verir, sen de sadece mutlu olursun. Hayat ne getirirse. Bu budur..."

Yapma Ayşeeee, bunu bana yapmaaaaa demeye kalmadı, kanlar içinde yerde yatıyorum işte!!! Hadi bakalım kaç kaçabilirsen! Önce olduğum yerde sağlıklı durmayı, düşünmeyi becermeliyim doğru ya... Ben de çektim kılıcımı... Yaşam cesurları severmiş. Ne bileyim öyle buyuruyor, bütün kişisel gelişim kitapları. Onların yalancısıyım:)

Hayat benden ne istiyor? Ben ondan ne istiyorum?

Kanlı ve acıtan bir hesaplaşma oldu. Çok dövdük birbirimizi, hırpaladık. Sonunda alacaklar alındı. Verilecekler verildi. Hesap defteri kapatıldı. Bir daha da açmamalı o defteri. Hesapsız kitapsız yaşamalı. En çok da öylece durup, keyifle bakabilmeli hayata... "Yokluğu" değil, yokluğun içinde elmas gibi parlayıp duran, o küçücük "varlığı" görebilmeli... Ne söylemişti RUMİ susan gönlüme, "Hayat sana arka arkaya dikenlerini gösteriyorsa sakın üzülme, aksine sevin... Çünkü çok yakında gülü de gönderecektir." Dikenlerle mücadele ettikten sonra gülü de almayı bilmek gerek. Acılar içinde kaybolmadan, acıyla beslenmeye alışmadan!

Okuduğum bir kitapta şöyle diyordu: "Anlayabildiğin hiçbir şey sana acı veremez. Bilge acı çekmez. Acının öğretmen olduğunu bildiği için. Acı içinde sana yazılmış bir mektubun saklı olduğu bir şişedir. Farkındalığı yüksek insan, acının şişesini açar ve içindeki mektubu okur. Acı Tanrı'dan gelen bir ceza değildir. Her acıda, anlama ve anlamlandırma sınırlarını zorlarsın. Şifresini çözdürene dek sana varlığını hissettiren acı, onun nedenini anladığın anda kesilir. Acı, öğretmendir ve senin mektubu okumanla birlikte onun dersi bitmiştir."

Zil çaldı, ders bitti. Tenefüsteyim. Şimdi hayat oyunundan yeniden keyif alma zamanı... Ankara karlar altında kendine bembeyaz bir sayfa açarken; koltuğuna yayılmış, üstüne pembe battaniyesini örtmüş, kırmızı kalpli termoforunu yüreğine bastırmış BEN, kendini temize çekti. Yeni sayfalar açtı yaşam defterinde... Kenar süsleri yaptı yanına bir de, en çiçeklisinden :) Demlenen gönlünden süzülenleri, inekli kupasından içti afiyetle... Damağını kuru erik ve üzümle lezzetlendirdi. Mutluluğunda onun da payı olsun diye, kocaman fındıklı çikolatalar attı ağzına...


Korkularınızı iyileştirin, olumsuz düşünce ve inançlarınızı düzeltin. Geçmişi ve sizi  üzdüğünü düşündüğünüz herkesi affedin gitsin. Kendinizi sevin, değer verin. Kalbinizde sevgiye yer açın. Size hizmet etmeyen olumsuz düşünceleri salıverin. Kendinizi özgürleştirin. Ve de arkanıza bakmayın!
Hayat bizden ne mi istiyor?
Mutlu ve dengede ol, yaşamına sahip çık, sağlıklı yaşa, yaşamdan keyif al. Hepsi bu!
Sizin ondan ne istediğinizi bilemem, tek bildiğim vermeden asla alamayacağınız!!!
Sevgi vermeden sevgiyi alamazsınız...
İyilik yapmadan iyilik bulamazsınız...

7 yorum:

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

Martım özelden yazsam mı sana acaba diye çok düşündüm, ama haddimi aşmıyım dedim. sanırım içini bu kadar acıtan, seni bu denli sarsan şeyi tahmin ettim. eğer tahmin ettiğim şey ise en kısa sürede de toparlanmanı ve tıpkı eskisi gibi süzüle süzüle uçmanı diliyorum. nolur kendine iyilik yapmaktan vazgeçme

Sinem Uyar dedi ki...

O kadar içimi aydınlatan, sizin deyiminizle "içime kürek kürek su serpen" bir yazı yazmışsınız ki, yerimden kalkamıyorum yarım saattir. Kalbiniz, kalbime denk düştü. Beynimde dolanıp duran sözcükleri, ben anlatmışımda biri kaleme almış gibi. Çok teşekkür ederim. Umutla doldum. Ruhumun karanlık dehlizlerinde, minicik bir ışığa bile razıyken güneşi görmek gibiydi sizi okumak.
Çok haklısınız. Vermeden hayatta hiçbişey alamazsınız.
Neşeli günler yol arkadaşınız olsun.

pelince dedi ki...

Gülden öncelikle yeni yaşın kutlu olsun,nice mutlu senelere.. söylediklerin çok etkiledi beni de,, güzel günler seninle olsun.. yolun hep aydınlık olsun ...
Sevgiler yolluyorum...

JİVAGO dedi ki...

Büyük huzur,büyük sandığımız acılar
ardından gelir.

Saygılarımla,

emy dedi ki...

Yüreğimi ezen onca duygu aklıma hükmeden,ertelenmiş planlarımla uğradım yazınıza..ellerinize sağlık..unuttuğum bir şeyi anımsattı ''acı çekmeden öğrenemeyeceğimi.''çook güzel bir yazı olmuş,yarınım var diyorsun okuyunca..
sevgilerle

:)den dedi ki...

ORDAN BURDAN HAYATTAN
Yasemin'ciğim haddini aşmassın canım, düşündüklerini çekinmeden benimle paylaşabileceğini biliyorsun ama ben yine de bi daha hatırlatayım; içinden geleni söyle, sor:)Tahmin ettiğin gibi değil. Senin sarsılmak diye yorumladığın, aslında hayatın öğreten yanı. Merak etme iyiyim ben, uçuyorum da, yükseklik farkı oluşuyor bazen hepsi bu! Arada bir boyut ve kabuk değiştiriyorum:)

SİNEM UYAR
Güneşi görebildiyse içinizin karanlık yerleri ne mutlu size ve bana:) Sevgiler...

PELİNCE
Hepimizin yolunu açık ve aydınlık olsun canım.

JİVAGO
Aynen öyle!

EMY
Öğrenmek için acı çekmemize gerek yok tatlım. Bir zamanlar ben de öyle düşünürdüm. Şimdi eskisi gibi dğil, düşüncelerim. Yaşadığımız olaylara bizim yorumumuz sadece acı dediklerimiz.
Yarın hep var, hep de olacak:)

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

Gülden nasıl bir devinim farklılık noktasındayım ki henüz kelimesi yerleşmedi bünyeme acı çeke çeke acıyı fark ede ede büyümekteyim çokcada..Mektubun en azından şu araki son satırları bitmekte benim için..