22 Mayıs 2009 Cuma

Dendroloji Okulu Ders Notları-1

"Dendroloji (Ağaç bilimi) Okulu" başlıklı yazıma kaldığım yerden devam ediyorum. Güvenç Mamıkoğlu gözetiminde Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi bahçesinde grup olarak buluştuk. Derste teorik olarak öğrendiklerimizi pratiğe dökeceğiz. Mamıkoğlu, "Ülkemizde büyük kentlerdeki üniversitelerin bazılarının yerleşkeleri botanik bahçesi gibi özenle seçilmiş ve çok iyi korunmuş, yetişkin ağaç örnekleriyle dolu. Biraz sonra gezeceğimiz Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nin bahçesi bu konuda her türlü takdiri hakeder, gezenleri kendine hayran bırakır" diyerek söze başladı. İlk olarak bahçenin girişinde tüm haşmetiyle bizi karşılayan "Mavi Ladin"i inceledik. Güvenç Bey, onun için "Haşin bir ağaç, ibre/iğne yapraklarını Göknar gibi okşayamazsınız" dedi. Bana göre; haşin ama mavi rengi, bulutlara değen başı, güçlü dalları ve sağlıklı görüntüsüyle insana güven duygusu veren çok estetik bir ağaç.

Sonra baklagil familyasından, üzerinde keçiboynuzuna benzeyen meyveleri olan Giledeçya (Yalancı Keçiboynuzu), Doğu Çınarı, Karaçam, Kızılçam, Sarıçam, Arizona Servisi, Çınar Yapraklı Akçağaç, Doğu Ladini, Toros Sediri, Atlas Sediri, Porsuk, tarihsel oluşum bakımından yeryüzünde yaşayan ağaçların en eskisi Ginkgo Biloba, Japon Akçaağacı, Gümüşi Ihlamur, Sumak, Doğu Karadeniz Göknarı, Kara Kavak, Boylu Ardıç... gibi ağaçlarla tanıştık. Güvenç Bey, tüm bu ağaçların özellikleri hakkında tek tek bilgi verdi.




Gördüğümüz her ağacı; çevredeki öğrencilerin yadırgayan bakışları altında onlara dokunarak, yakından inceledik.

Her gün önünden yürüyüp geçtiğimiz; gölgesinden, mevyesinden, odunundan faydalandığımız, altında oyunlar oynadığımız, yeryüzüne yaydıkları oksijeni derin derin soluduğumuz ne çok dostumuz varmış meğer... unuttuğumuz, adını dahi bilmediğimiz!
Bir süre sonra gördüğümüz ağaçlar birbirine benzemeye başladı. Ayırt etmek iyice zorlaştı. Güvenç Bey, bir ağacı aynı familyadan olan diğer bir türüyle ayırt etmenin en iyi yolunun yaprak, sürgün ve meyvesini incelemek olduğunu söyledi. Gövde çoğu zaman yanıltıcı olabiliyormuş.




Tanıştığımız tüm ağaçların fotoğraflarını burada yayınlamam şimdilik zor gibi görünüyor. O nedenle ben ilgimi çeken, gönlümü okşayan bir kaç ağacın fotoğrafını yayınlayıp gerisini sizin araştırmacı ruhunuza ve hayal gücünüze bırakacağım:)
İşte onlardar birisi: "Ağlayan Çam"! Kozalaklarının ve iğne yapraklarının üzerinde gözyaşını andıran reçine görüldüğünden bu ad verilmiş kendisine. Doğal yetişme alanı Himalaya Dağları olduğu için nam-ı diğer "Himalaya Çamı" Ankara'ya da gayet güzel uyum sağlamış. Diğer çam türlerinin hiç birine benzemiyor. İğne yaprakları çok uzun ve yumuşacık, püskül gibi. Böylesine naif bir ağaçtan beklenmeyecek büyüklükte kozalakları var.

Bir diğeri ise "Anadolu Kestanesi" Bu ağacı özel kılan, Ankara iklimine uygun bir ağaç türü olmasına rağmen, yerini yadırgamadan neşeyle büyümüş olması. Üstelik başkentin tek kestanesi! Henüz yaprakları yeni yeni çıkıyor.

Beyaz çiçekli at kestaneleriyle komşu olan "Anadolu Kestanesi"nin gövdesi ve yaprakları... Merak edip, üşenmeyip gidip görmek isterseniz hemencecik tanıyın diye:)



Ve... son olarak gönlümün sultanı, İstanbul boğazının mor-pembe çiçekli güzelleri Erguvan! Nisan ayının gelmesiyle birlikte yapraklanmadan önce çiçekleniyor. Dalların yanısıra gövdenin üzerinde bile gruplar halinde çiçek açıyor. O kadar romantik bir ağaç ki yaprakları bile kalp biçiminde:)



Ailece katılmaktan büyük keyif aldığımız Dendroloji Okulu'nda öğrendiklerimizi doğa dostları ile paylaşmak istediğimden, derste tuttuğum notlara blogumda yer vermeye karar verdim. İleri de bulabildiğim ağaçları gövde, yaprak ve meyveleri ile fotoğraflayıp amatörce "Ağaç ve çalı albümü" hazırlamayı düşünüyorum. Çünkü onları yakından tanımak bizi çok mutlu etti, ufkumuza yeni güzellikler kattı. Dilerim sizler için de aynı duyguları uyandırır.

Tıpkı ağaçlar gibi toprağın derinlerine kök salmanız, güneşe dallarınızı uzatmanız, başınızın üstündeki beyaz bulutlara gülümsemeniz, rüzgarla dans etmeniz dileğiyle...

İşin sıkıcı, oku oku bitmeyen, ama olmazsa olmaz kısmı; ders notlarının ilk bölümü...

-TOHUMLU BİTKİLER-
1)Açık tohumlular
2)Kapalı tohumlular
AÇIK TOHUMLULAR: Kışın yaprağını dökmeyen ibre/iğne yapraklı ağaç ve ağaçcıklardır. Tümü odunsudur. Çiçeklerinin döllenmesi rüzgarla gerçekleşir. Gerçek meyve oluşumu yoktur.
Tohumlar yaprakçıklar tarafından sarılmıştır. Çiçekler tek eşeyli/cinslidir; buna karşılık bitkinin kendisi bir yada iki evcikli olabilir.

TÜRLERİ:

GÖKNARLAR
Her dem yeşil. İğne yapraklı. Bir eksen üzerinde büyürler. Genç yaşlarda piramidal, orta yaşlarda konik yapıya sahip. İleri yaşlarda ağacın tepesinde "çökme" denilen yayvanlaşmalar görülür. Göknar "İstilacı" bir türdür. Gölgeye çok dayanıklıdır. Uzun süre siper altında kalsa bile yaşamaya devam eder. Yüksek hava nemi ve toprak isteği fazladır. Donlara karşı duyarlı bir türdür. 2000m. yükseltiye kadar çıkabilir. Gövdesi düzgün ve dolgundur. İbre/iğne yaprakları yassı (Ladin ile ayrımında önemli bir anahtardır) ve uçları çoğunlukla küttür. Yaprağın alt yüzünde gri-mavi çizgiler (stoma) bulunur. İğne yapraklar ağaç üzerinde uzun süre (8-11 yıl) kalır. Aynı ağaçta erkek ve dişi çiçekler ayrıdır. Erkek çiçek bir eksen etrafında sarmal olarak dizilir. Dişi çiçek ise yumurta biçiminde silindirik yapıdadır. Kozalaklar 15-20cm. uzunluğunda ve ağaçların tepesinde "dik" olarak dururlar.

Türkiye'de doğal olarak yetişen 4 türü vardır.

1)Uludağ Göknarı: Dünyada yalnızca ülkemizde yetişen (endemik) türdür. Karadeniz Bölgesi'nde, Kızılırmak'ın batısında, Marmara Bölgesi'nde, İç Anadolu'da Eskişehir ve Ankara'nın Kızlcahamam dolaylarında görülür. Sık ve ince dallı; geniş tabanlı, piramit biçimli; 35-40m. boylanabilen bir ağaç türüdür. Gövde açık gri renkli, yaşlanınca ince oyuklu ve çok sık dallıdır. Yaprakları 2.5-3cm. uzunlukta, uçları küt, hem alt hem de üst yüzeyinde mavimsi iki çizgi vardır. Kozalakları ortalama 5cm. çapında ve 15cm. uzunlukta ve reçinelidir.
2)Doğu Karadeniz Göknarı: Karadeniz Bölgesi'nde, denizden 800-1600m. yükseklikte bulunur. Geniş tabanlı, piramit biçimli ve dallar yana doğru sarkıktır. 40-50m. boylanabilir. Gövde açık gri renkli, yaşlanınca ince oyuklu ve çok sık dallıdır. Yaprakları 2.5-3cm. uzunlukta, uçları girintili yada küttür. Yalnızca alt yüzünde mavimsi iki çizgi (stoma) vardır. Kozalakları Uludağ Göknarı'nda olduğu gibidir.
3)Toros Göknarı: Akdeniz Bölgesi'nde; batı, orta ve doğu Toroslar ile Amanos (Gavur) Dağı'nın çoğunlukla kuzey yamaçlarında denizden 1350-1700m. yükseklikteki kuşakta yayılmaktadır. Piramit biçimli, tepesi ileri yaşlarda dar ve dik; dallar üst kısımlarda yukarı, aşağı kısımlarda ise aşağı sarkıktır. 20-30m. boylanabilmektedir. Gövdesi düzgün ve diktir, dolgun değildir. Kabuklar genç yaşlarda pürüzsüz, ileri yaşlarda alt kısımlarda pul pul derin çatlaklıdır. Yapraklar parlak, açık renkli, dar ve uzundur. 1-5-4cm. uzunlukta, uçları az kertikli, alt yüzlerinde mavimsi iki çizgi bulunur. Kozalakları çoğunlukla açık yeşil, kahverengimsi ve bol reçinelidir. 15-25cm. uzunluğundadır.
4)Kazdağı Göknarı: Endemik türdür. Biga Yarımadası'nda, Edremit yakınlarındaki Kaz Dağları'nda bulunur. Sık ve ince dallı; geniş tabanlı, piramit biçimli; 35-40m. boylanabilen bir ağaç türüdür. Gövde açık gri renkli, yaşlanınca ince oyuklu ve çok sık dallıdır. Yaprakları daha kalın, ışık alan kısımdaki uçları sivri, diğer kısımları küt veya kertiklidir. Kozalakları 15-20cm. boyunda, silindir biçimlidir.

Park ve bahçelerde bulunan egzotik türleri ise;
1)Avrupa Göknarı
2)İspanya Göknarı
3)Gümüşi Göknar


LADİNLER
Dünyada , Kuzey yarımkürenin yağışlı, özellikle de yüksek nemli bölgelerinde doğal olarak yetişebilen 40 dolayında türü bulunan ladinlerin ülkemizde, yalnızca "Doğu Ladini" türü bulunmaktadır.
Doğu Ladini: Ülkemizde Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Ordu'da denize dökülen Melet Irmağı'nın doğusunda, sıradağların denize bakan yamaçlarındaki nemli bölgelerde saf ve doğu kayını, sarıçam ve doğu karadeniz göknarıyla karışık ormanlar oluşturmaktadır. Tek eksenli, düzgün-dolgun gövdeli, sivri tepeli ve sık dallı görünümlüdür. 60m. boylanabilir ve 1.5-2m. çap yapabilir. Genç yaşlarda açık/gri renkli ve düzgün kabuklu olan gövde ileri yaşlarda koyu renkli ve çatlaklı olur. Gövdenin her iki yanında bulunan dallar, genç yaşlarda yukarıya doğru; ileri yaşlarda aşağıya doğru sarkar. Ladin türleri içinoe en kısa yapraklı (3-11mm) tür olan doğu ladininde ibreler/iğneler koyu ve parlak yeşil renklidir.; uzunca süre kalıp döküldükten sonra sürgün üzerinde törpü biçiminde çıkıntılar bırakır. İbrelerin enine kesitleri dört köşelidir ve her yüzeyde belli belirsiz mavimsi çizgiler (stoma) bulunur. Sürgünlerinin ucunda yer alan ve 1cm uzunluğunda, üzeri pullarla örtülü kozalakçık biçimindeki erkek çiçekler kırmızı, dişi çiçekler/kozalaklar ise morumsu kırmızı renklidir. Kozalaklar 4-9cm uzunluğunda, silindir biçimlidir. Pulları yuvarlak ve kenarları dişsizdir. Sığ kök yapan doğu ladini rüzgarla kolayca devrilebilir.

Park ve bahçelerde bulunan egzotik türleri ise;

1)Mavi Ladin:
Ülkemizde doğal olarak yetişmemekle birlikte park ve bahçelerde çokça yer verilen mavi ladin halk arasında "Mavi çam" olarak adlandırılır. İbre yapraklarının açık mavi rengiyle diğer ladin türlerinden ayrılır. Uygun koşullarda 30-40m boylanabilir. Sürgünlerin her yanında sıkça yeralan ibre yapraklar 2-3cm uzunluğundadır ve her yüzeyinde 4-5 mavimsi çizgi bulunur. Kozalaklar 8-10cm uzunluğundadır. toprak isteği az olan mavi ladin, yaz kuraklığı ve kış soğuklarının yanısıra hava kirliliğine karşı da dirençlidir.
2)Avrupa Ladini: Mavi ladinin aksine toprak ve nem isteği yüksek; hava kirliliğine karşı duyarlıdır. İbre yapraklar 1-2cm uzunluğunda, parlak yeşil renkli ve uçları batıcıdır. Kozalaklar 10-15cm uzunluğunda yeşil ve kırmızımsı renklidir.

ÇAMLAR
Dünyada ve Türkiye'de en yaygın ibre yapraklı ağaç cinslerinden biridir. Dünyada 90 civarında türü bulunan çamların 5 türü ülkemizde doğal olarak yetişiyor. Bu çamlar piramit biçimli, dalları gövdenin etrafında dizilmiş ve iğne yapraklıdır. Uzun ve kısa sürgünleri bulunur. İlkbaharın sonuna doğru oluşan erkek çiçekler, genç sürgünlerin dip kısımlarındaki pulcukların koltuğunda
bulunur. Kozalaklar biçimindeki dişi çiçekler ise sürgünler üzerinde çoğunlukla yan durumludur.

1)Karaçam:Ülkemizde karaçamın çoğunlukla "Anadolu karaçamı" olarak adlandırılan alt türü bulunmaktadır. Karaçamının 4 çeşidi (Anadolu karaçamı, ehrami karaçam, ebe karaçamı, büyük kozalaklı karaçam) ülkemizde doğal olarak yetişebilmektedir. Karaçam görünüm olarak düzgün yapılı, uzun boylu (20-30m), kalın dallıdır. Gövde; düzgün, koyu gri renkli, kalın, derin çatlaklıdır. Yapraklurı; uzun (15-20cm), koyu yeşil renkli, kıvrık ve ucu batıcıdır. Kozalaklar; 5-15cm, yumurta biçimli, simetrik, çok kısa saplıdır. Tomurcuklar; silindirimsi, uçları sivri, büyük ve reçinelidir.
2)Kızılçam: Türkiye'de %47'si Akdeniz, %18.5'i Ege, %10'u Marmara Bölgeleri'nde olmak üzere 3.7 milyon hektar alanda saf orman oluşturmaktadır. Görünüm olarak çoğunlukla bozuk yapılı, orta boylu (15-20m), üst kısımları kalın dallıdır. Gövde düzgün değildir. Üst kısımlarda ve genç dallarda bronza yakın bir renk hakimdir. İğne yaprakların uzunluğu 15-18cm açık ve koyu yeşil renklidir. Kozalakları 6-10cm uzunluğunda, topaç biçimli, kısa saplı, dik yada yan duruşlu, birkaçı birlikte ve kırmızımsı kahveringidir. Tomurcukları yumurta biçimli, tomurcuk pulları yere dönük, kenarları kirpikli ve reçinelidir.
3)Sarıçam:Genç ağaçların gövdelerinde, yaşlıların ise gövdenin üst kısımları ile genç dallarda hakim olan "tilki sarısı" renkli kabuğu, mavimsi yeşil renkli, kısa ibreli yaprakları ve küçük kozalakları ile diğer çam türlerinden kolayca ayrılır.
4)Fıstıkçamı:Şemsiye biçiminde, yaygın tepeli, orta boylu (15-20m), büyük ve kalın dallı bir çam türüdür. Yaprakları 10-15cm uzunluğunda, açık yeşil renkli ve kenarları dişlidir. Kozalakları asimetrik, saplı ve aşağı sarkıktır. Tomurcukları kırmızımsı, yumurta biçimli, çoğunlukla reçinesizdir.
5)Halepçamı:Dış görünümü kızılçama benzer. Gövdesinin grimsi rengi ve uzun saplı kozalak uçlarının yere doğru bakmasıyla kızılçamdan ayrılır. Muğla'da Milas-Bordrum arasında ve Adana'nın Yumurtalık ilçesi dolaylarındaki halepçamı ormanları ve toplulukları "tabiat koruma alanı" olarak ayrılmıştır. Halep çamı çoğunlukla bozuk yapılı, kısa boylu (10-15m), ince dallı bir çam türüdür. Yaprakları uzun (8-15cm), açık yeşil renkli ve çoğunlukla ikili, kimilerinde üçlüdür. kozalaklar 10-20cm uzun konik biçimli, uzun ve kalın saplı, aşağı sarkıktır. Tomurcuklar küçük ve reçinesizdir.

SEDİRLER
Dünyada; Kuzey Afrika, Kıbrıs, Himalayalar, Nepal ve Güney Anadolu'da doğal olarak yetişen sedirin 4 türü bulunmaktadır. Ülkemizde bu türlerden yalnızca Toros/Lübnan Sediri yetişmektedir. Kural olarak Güney Anadolu Bölgesi'nde doğal olarak yetişmekle birlikte; Afyon'nun Sultandağı ile Emirdağ-Yukarı Çaykışla Vadisi, Tokat'ın Erbaa-Çatalan ile Niksar-Akıncıköy dolaylarında da doğal olarak yetişmiş toros sediri toplulukları vardır.

1)Toros Sediri: Çoğunlukla dolgun gövdelidir ve genç yaşlarda yeşilimsi kül renkli, düz olan kabuk ağaç yaşlandıkça koyu gri renge, çatlaklı ve pullu bir yapıya dönüşmektedir. Kalın dallı, tepesi genç yaşlarda tek sürgün inceliğindedir; ancak, yaşlandığında yayvanlaşıp şemsiyemsi bir biçim alır. İbre yapraklarının birkaçı birarada kısa bir sapın ucunda bulunur. Fıçı görünümlü kozalakları sürgünlerin üzerinde "dik" olarak durur.

Park ve bahçelerde bulunan egzotik türleri ise;

1)Mavi Sedir/Atlas Sediri:30-40m boylanabilir. Kısa bir sürgüncüğün üzerinde 20-30'u birarada bulunan kısa ve mavimsi ibre yaprakları ve küçük kozalakları ile diğer sedir türlerinden ayrılır.
2)Himalaya Sediri: 50m boylanabilen himalaya sediri, ibre yaprakları en uzun (3-5cm) olan sedir türüdür. Diğer sedir türlerinden daha büyük kozalaklara sahip olmasının yanısıra tepe ve yan dallardaki sürgünlerin uç kısımları aşağı doğru sarkıktır.

SERVİLER
Dünyada çok geniş bir yayılış gösteren servilerin 20 dolayında türü bulunmaktadır. Ülkemizde ise Akdeniz servisi/adi servi olarak adlandırılan bir türün 2 çeşiti doğal olarak yetişmektedir. Uygun ekolojik koşullarda 20-30m boylanabilen akdeniz servisi, Akdeniz havzasının özgül ağaç türlerinden birisidir. Koyu yeşil pul yapraklar, çoğunlukla köşeli veyuvarlağımsı sürgünlerin üzerini karşılıklı olarak sıkıca sarmıştır.2-3cm çapındaki küremsi kozalaklar beşgen görünümlü 6-12 odunsu puldan oluşmuştur.

1)Piramit Biçimli Akdeniz/Mezarlık Servisi:Güney ve Batı Anadolu'da, denize yakın yörelerde daha çok park, bahçe ve mezarlıklarda dikilmiş olarak bulunur, orman oluşturmaz. Uzun piramit biçimi, gövdeye koşut yukarı doğru uzanan sık dalları ve koyu yeşil görünümüyle diğer çeşitten kolayca ayrılır.
2)Dallı Akdeniz Servisi: Piramit biçimli Akdeniz servisinden farklı olarak dallar gövdeye dik bir konumda ve kalındır. Uzaktan toros sedirini veya göknarını anımsatır. Antalya'nın manavgat dolaylarındaki Köprülü kanyon'da 500 hektar genişliğinde saf orman ve kısmen de kızılçamla karışık topluluklar oluşturur.

Park ve bahçelerde bulunan egzotik türleri ise;

Mavi Servi:20-25m boylanabilen bu servi türü genç yaşlarda kırmızımsı, ileri yaşlarda ise koyu griye dönen gövdesi, uzun şeritler biçiminde çatlaklıdır. Dallar gövdeye diktir. Sürgünler köşeli ve kalın, pul yapraklar da mavimsi yeşil renklidir. 2-3cm çapındaki kozalaklar kırmızımsı-kahverengi renkli, 6-8 puldan oluşur.

PORSUK
Dünyada 7 türü bulunan porsuğun ülkemizde yalnızca bu türü doğal olarak yetişir. Çoğunlukla ağaçcık boyutunda olmakla birlikte kimi yörelerde 20m boylanabilen, anıtsal özelliklere sahip porsuklar da vardır. Çoğunlukla Karadeniz Bölgesi'nde, Batı Anadolu'da, Kaz dağları ile Trakya'nın kuzeyinde, Demirköy dolaylarında ve Güneydoğu Anadolu'daki Amanos Dağları'nda doğal olarak yetişir. Orman oluşturmaz, nemli yerlerdeki karışık ormanlarda tek tek yada küçük topluluklar halinde yer alır. park ve bahçe düzenlemelerinde yaygın olarak kullanılır.
Son derece sık dallı, yuvarlak veya konik biçimlidir. Gövdesi kahverengi, ince kabukludur. İbre yaprakları göknarı anımsatacak biçimde yassıdır ve altında belli belirsiz iki çizgi bulunur. Bir cinsli iki evcikli olan porsukların dişi çiçiklerinde yalnızca bir tohum bulunur. Tohum olgunlaştıktan sonra canlı bir kırmızıya dönüşen etli bir örtüyle kaplanır. Yaprakları zehirlidir.

MAZILAR
Ülkemizde doğal olarak yetişmez. Park ve bahçelerde yaygın olarak 2 türü kullanılır. Sık dallı, piramit biçimli, koyu yeşil renkli bir görünüme sahiptir. Yaprakları pulsudur ve sürgünler üzerinde karşılıklı sıralanmıştır. Sıkça karıştırıldıkları ardıç ve servilerden sürgünlerinin yassı görünümleri ve kozalaklarının biçimleriyle ayrılabilirler. Bir cinsli ve iki evcikli olan mazılarda erkek ve dişi çiçekler yan sürgünlerin ucunda bulunur. Dişi çiçeklerde 4-6 pul, karşılıklı çapraz biçiminde birbirinin üzerini örterek oval kozalaklar oluşturur.

1)Doğu Mazısı:Daha yaygındır. Yası ve yan sürgünler dik duran bir levhayı anımsatır. İlk zamanlar mavimsi yeşil olan kozalak olgunlaşınca kahverengiye dönüşür ve pullarının arkasında çengelimsi çıkıntılar bulunur.
2)Batı Mazısı:
5-10m boylanabilen küçük bir ağaçtır. Ülkemizde park ve bahçelerde çit oluşturmak amacıyla kullanılır. Hem çelik hem de tohumla üretilebilir. Odunu güzel kokulu ve sık dokuludur. Çoğunlukla bir kaç gövde oluşturur. Erkek ve dişi çiçekler aynı ağaçta yer alır.

ARDIÇLAR
Dünyada Kuzey Y0arımküre'deki farklı yükseltilerde 60 dolayında türü doğal olarak yitişir. Ülkemizde doğal olarak yetişebilen, birisi iki alt türlü 6 ardıç türü bulurnmaktadır.1.1 milyon hektar saf ve karışık orman oluştururlar.

1)Küçük Kozalaklı Katran Ardıcı: Trakya ve İç Anadolu'nun Tuz Gölü çevresi ile Doğu Anadolu dışında tüm Anadolu'da doğal olarak yetişir. Eskiden odunundan katran elde edildiği için bu adı almıştır. Yapraklar 2cm uzunlukta, batıcı sivriliktedir ve sürgünleri diktir. Kozalakları üzümsü,8-10cm, önceleri mavi dumanlı, olgunlaşınca kırmızımsı kahverengi olur.
2)Büyük Kozalaklı Katran Ardıcı: İzmir, Çeşme, Kuşadası ve Söke dolaylarında denize yakın kumluklarda yetişir. Her zaman yeşil, iğne yapraklı, gençken piramidal, yaşlanınca dağınık tepeli bir ağaçtır. 5-6m boylanabilir. Gri kahverengi gövde dikine çatlaklıdır. 50-60cm çap yapabilir. Yapraklar 3 cm uzunlukta, batıcı sivrilikte ve esnek, sürgünleri diktir. Kozalaklar üzümsü,12-18cm, önceleri mavi dumanlı, olgunlaşınca kırmızımsı kahverengi olur.
3)Bodur Ardıç:
Türkiye'de iki alt türü bulunur. Trakya'da dar bir alanda yetişen alt türü "yatıcı adi ardıç", Anadolu'da yetişen alttürü "bodur ardıç" olarak adlandırılır. Yüksek yerlerde yetişir. Sağlam odunu çit kazığı olarak ve tornacılıkta, kozalakları içki yapımında "cin"e aroma katmak için, kozalaklarından elde edilen yağ ise tıpta kullanılır.
4)Çin Ardıcı: Her zaman yeşil, pul yapraklı, yerde sürünen bodur çalı ya da 15-20m. boyunda bir ağaç biçiminde olabilir. Morumsu gövde kısa ve eğridir. İleri yaşlarda kabuk ince levhalar halinde dökülür. Koyu mavi kozalaklar 5-18mm çapındadır, üzerleri buğuludur.
5)Karaardıç:Yerde sürünen yatık çalıya ya da 3-4m boylanabilen bir ağaçcıktır. Karabük Keltepe'de, Sivas Yıldız Dağları'nda, Maraş Ahırdağ'da ve Manisa Dağı'nda doğal olarak yetişir. Kurutulmuş yaprak ve sürgünleri eskiden ilaç olarak kullanılmış. Gövde morumsu gri renkli
6)Kokulu Ardıç: 10-15m boylanabilen, genç yaşlarda düzgün gövdeli, piramidimsi, dallar yukarıya dönük, odunu güzel kokulu bir ağaçtır. Tohumunun çimlenme zorluğu vardır. Boylu ardıca çok benzer. Sürgünlerinin kalın, dört köşeli ve daha koyu yeşil, daha büyük pul yaprakları ve kozalakları ve kozalak içindeki tohum sayısının az olması ile ondan ayrılır.
7)Boylu Ardıç: Gençken piramidal, ileri yaşlarda yayvan tepeli bir ağaçtır. 15-20m boylanabilir. Gri yeşil pul yapraklarından dolayı "Bozardıç" olarak da adlandırılır.Sıcağa soğuğa, kuraklığa dayanıklıdır. Koyu mor, kırmızı renkli odunu da çok dayanıklı ve kalitelidir. Bazı müzik aletleri yapımında özellikle tercih edilir. 300-3500m yüksekliklerde yetişebilir. İç Anadolu'nun ortası ve Fırat Dicle havzaları dışında tüm Anadolu ve Trakya'da yaygın olarak yetişir. kokulu Ardıç'a çok benzer, ondan sürgün ve yapraklarının daha ince olması, yapraklarının boz, mavi yeşil rengi, kozalaklarındaki tohum sayısının çok fazla olmasıyla ayrılır.
8)Finike/Servi Ardıcı:
Çalı ya da 5-6m boylanabilen küçük bir ağaçtır. Uzaktan serviye benzer, bu nedenle servi ardıç olarak da adlandırılır. Muğla, Aydın ve İzmir'in sahil kesimlerinde makiler arasında küçük gruplar halinde veya tek tek bulunur. Eskiden odunu gemi ve bina inşaatlarında kullanılmış, sürgün ve dallarından kokulu katran elde edilmiştir. Kozalaklar 2 yılda olgunlaşır, 3 çift puldan oluşur. Tohum sayısı 3-6 kadardır.

Park ve bahçelerde bulunan egzotik türleri ise;

Kurşun Kalem Ardıcı:
Pul yapraklı, gençken piramidal, ileri yaşlarda dağınık tepeli bir ağaçtır. 10-15m boylanabilir. Odunları budaklı, keskin kokulu ve çok dayanıklıdır, ancak kolay işlenir. Kurşun kalem yapımında ve oymacılıkta kullanılır. Gri kızıl kahverengi gövde dikine çatlaklıdır. 1m. çap yapabilir. Küre yada yumurta biçimindeki kozalaklar 4-6mm boyundadır. Bir yılda olgunlaşır, önceleri yeşil, sonra açık gri, olgunlukta koyu mavi renktedir. Genellikle 1-2 tohum içerir.

21 yorum:

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

Güldencim kendin için ne güzel bir şey yapıyorsun ve bunları bizimle de paylaşıyorsun. eminim benim gibi ağaçları pek tanımayanlar çok şeyler öğrenecek senden.sevgiler

Damak Tadı dedi ki...

Bende arkadaş gibi düşünüyorum canım..Sayende çok şeyler öğreniyorum-öğreniyoruz..Gönlüne sağlık..Kocaman sevgilerimi gönderiyorum..

aslan dedi ki...

Gülden hanım,ben konuya orman ağaçarı açısından girmek istiyorum.
Orman ağaçaları iki çeşittir:

1)İbreli ağaçalar,bunlar ibrelerini yaz kış dökmezler,daima
yeşildirler.Ormanlarımızın çoğunluğu ibreli ağaçlarda oluşur.
Bunlar:Çam,Köknar,Ladin,Sedir gibi ağaçlardır.Yurdumuzun Orta,Güney ve
Batı bölgelerinde bulunur.

2)Yapraklı ağaçlar,kışın yaprakları
dökerler,yazın tekrar çıkarırlar.Bunlar:Meşe,Kayın,Gürgen
vb.ağaçlardır.Genel olarak,bütün bu çeşitli ağaçlar,ormanlarımızda
karışık olarak bulunur.Çok az miktarda aynı cins ağaçtan meydana gelen ormana tesadüf edilir.Bu cins ağaçlar daha çok Kuzel ve Orta
Anadolu Bölgelerinde bulunur.
Dostlukla,Ali Aslan

Yaşar dedi ki...

Yazınız uzun olmasına rağmen bir solukta okudum. Ağaç sevginize ve bu uğurda onları tanıma serüveninize hayran oldum. Ailece ne güzel bir işe imza atmışsınız, kutlarım.
Fen Fakültesi'ndeki Anadolu Kestanesi muhakkak görmeye gideceğim. Çevremizin ne kadar az farkındayız. Şimdi işyerimin önündeki devasa ağaca bakıyorum ve ne yazık ki ismini bilmiyorum. Yıllardır aynı işyerindeyim. O ağaca bakıp, hayallar kurduğum çok olmuştur ama nedense hiç türünü merak edip öğrenmedim. Ağaçtı işte! Ders notlarınızdan onun hangi ağaç olduğunu tespit etmeye çalışıyorum şimdi:)
Saygılar...

pelin'ce dedi ki...

Geçenlerde gittiğim Atatürk Arboretumu'nu gezerken Orman fakültesinin öğrencileri bulunduğumuz yerde ders dinliyorlar,tek tek fotoğraflayıp not alıyorlardı.Bizde aralarına sızdık biraz:)
Çok zevkli ama çok zor bir iş.
Güldencim bu yüzden tebrik ediyorum seni.
Bir çok kişiye harika bir kaynak olmuş.

Sevgilerimi yolluyorum.

Zarpandit :) dedi ki...

ciddi manada zor bir iş gercekten gulden :) ama olsun insan gonul verirse yapar halleder değil mi ? :)

muhtesem fotograflar paylaşmıssın ilgimi cektiler tekrar donup bakacagım :)

sufi dedi ki...

İki yıl önce İstanbul'daki Atatürk Arboretumunu gezerken dünyanın dört bir yerinden getirilen ağaçlarla tanışıp kucaklaşmak bana çok iyi gelmişti.Şimdi de senin tanıtımın ve fotoğraflarınla yeniden mutlu oldum .Paylaşımın için teşekkür ederim canım, sevgilerimle.

hepsusluydum dedi ki...

:)denciğim yine çok güzel bilgilenmiş ve bilgilendirmişsin.Teşekkürler ve sevgiler Zehr@

aslı'nın mutfağı dedi ki...

Umarım bu ağaçlar sadece yazılı belgelerde ve hafızlarda kalmaz, bizimle yaşamı paylaşırlar her zaman..

ayşegül dedi ki...

Offf yaaa ne güzel hobileriniz ,
işleriniz var.Ben öğrencilikten kurtulunca,yük.lisans yapmalıyım.
Sevgilerrr...

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

nerelerdesin yine kayıplara karıştın arkadaşım?

sufi dedi ki...

22 mayıstan bu yana bir buçuk ay geçti sen nerelerdesin uçan martım?

hepsusluydum dedi ki...

:)denciğimi özledim ben ama....

Adsız dedi ki...

Her sabah umutla bilgisayarı açıyorum, ama haftalardır aynı sayfa. Galiba yaz uykusuna çekildiniz :))den hanım Artık uyanında sayfanızı yenileyin. Yeni yazınızı merakla bekliyoruz...

pelince dedi ki...

Güldencim nerelerdesin ? tatildemisin ?

Tijen dedi ki...

Martı bizi hepten unuttu anlaşılan. İyi misin hoş musun sevgili martı? Yoksa yaban ellerde uçmakta mısın?

:)den dedi ki...

Yaban ellerde uçmaktayım can dostlar, yakında döneceğim :)
Sevgiler...

Adsız dedi ki...

GÜZEL BİR BİLGİ FAKAT FOTOĞRAF DA OLSA İYİ OLURDU. MESELA Büyük Kozalaklı Katran Ardıcı:
BU AĞAÇ HAKKINDA BİR ŞEYLER YAZMIŞSIN AMA KAÇ KİŞİ GÖRSE TANIR MERAK EDİYORUM FOTO OLSAYDI TANITIM BİLGİSİYLE ÇOK SÜPER OLURDU.

hepsusluydum dedi ki...

Sevgili :)denciğim,sen leylekle havada karşılaştın galiba :))Yazılarını çok özledim.Sana ve ailene huzurlu ve sağlıklı bayramlar diliyorum.Sevgilerimle Zehr@

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Martıcım,
seni özledik...

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

hadi amaaa nerdesin arkadaşım?