5 Mayıs 2009 Salı

Dendroloji Okulu

Yeniden okula başladım.
Üniversiteden mezun olduktan tam 11 yıl sonra yine amfide derse girdim, notlar aldım. Tekrar o sıralara dönünce anladım, şikayet ederek geçirdiğim üniversite yıllarımın ne kadar güzel ve değerli olduğunu... Ayrıca özlemişim de ders dinlemeyi, yanımdakilerle fısır fısır konuşmayı, heyecanla arayı beklemeyi, elimde not defterleriyle plastik bardaktan çay içmeyi ve daha neler neleri... Neden hayatımızdaki özel anların kıymetini hep sonradan anlıyoruz acaba? Bilmem ki, belki büyüdüğümüzden!
Kararlıyım bu kez okul günlerimin (kısa da olsa) keyfini sonuna kadar çıkaracağım. Hocalarımı can kulağıyla dinleyeceğim. Ders notlarını düzenli tutacağım. Dersi kaynatmamaya özen göstereceğim. Proje ödevlerimi oflayıp puflamadan eksiksiz yapacağım.
Hipokrat yemininden beter oldu ya, neyse içimden geldi bir kere:) İçimdeki bu örnek öğrenci profili 11 yıl önce nerelerdeyse artık?
Evet, herşeyin bir zamanı varmış. Üniversitedeki dersler bitmiş ama hayattakiler bitmemiş... Üstelik ne zaman biteceği de hiç belli değilmiş. Öğrenmenin sonu yokmuş çünkü...

Amfiler de epey değişmiş. Saatlerce oturmaktan popomuzu acıtan sandalyeler yerini kendi etrafında dönen, omurgayı kavrayan, kırmızı şık koltuklara bırakmış. Hocalar dersi projeksiyonla anlatıyor. Duvara yansıtılan önemli bölümlere kırmızı ışıklı lazer kalemle dikkat çekiyor. Dersi dinledikçe dinleyesiniz geliyor o kadar yani:) Kafamın üstündeki düşünce baloncuğunda, "Böyle amfide dedem de okurdu" yazıyor o an:) Mutlu mesut, ağzım kulaklarımda, pür dikkat dersi dinlerken; gözüm yanımdakilere takılıyor. Sınıf arkadaşlarım. Onlara bakınca ağlamak istiyorum. Bir yanımda eşim diğer yanımda oğlum. Hayal gibi... Yıllar gerçekten su gibi akıp gitmiş, beni çoğaltarak...

Lise yıllarında üniversite sınavlarına hazırlanırken, en yakın dostum ve sınıf arkadaşım Leyla ile uzun uzun konuşur hayaller kurardık; hangi üniversiteyi kazanacağız, yıllar sonra nerelerde olacağız, kiminle evleneceğiz, kaç çocuğumuz olacak diye... Çıkardığımız sonuçlara kahkahalarla güldüğümüz olurdu. En önemli gündem maddemiz, ne olursa olsun ayrılmamak ve hep birbirimizin hayatında kalmaktı. İşi sağlama almak için ikizlerle evlenelim en iyisi derdik:) Sonra Leyla hayalimize farklı bir boyut getirirdi: "Kızım çocuklarımız da ikiz olur o zaman, ayvayı yeriz. Anneeee diye zırlayan iki tane velet durmadan peşimizde düşünsene!" Gülerdik, karnımıza ağrılar girene dek...
Final ne oldu derseniz, farklı kentlerde üniversiteye devam ettik. Evlenecek ikiz bulamadık. Haliyle ikiz çocuklarımız da olamadı. Uzun mücadeleler sonucu aynı kentin havasını solumayı başardık. Benim karnımda değil, yüreğimde büyüyen oğlum Çıray Kaya; onun da henüz 3 aylık kızı Zeyno Beren oldu. Şimdi iki çocuğum var diyorum. Çünkü Zeyno Beren'in ikinci annesi oldum. Daha zaman ne gösterir bilinmez tabii :)

Leyla ile hayallerimiz bitti mi? Yok daha değil! Şimdi de diyoruz ki, "Yaş kemale ermeye başlıyor. Emekliliğimize şu kadar zaman kaldı. Çoluk çocuk çömlek hep birarada, aynı bahçe içinde bir çiflik evinde yaşasak. Çifçi olsak, kendi domatesimizi, biberimizi, salatalığımızı yetiştirsek, limon kokulu sabahlara uyansak, ördekler, kuzular beslesek, bahçemizde bin bir çeşit ağaç olsa, çocuklarımız altında saklambaç oynasalar, ağaçların isimlerini uzaktan ezbere bilseler..." Orada durduk işte! Biz biliyor muyuz ki? Üç-beş meyve ağacının dışında çevremizde gördüğümüz, altında soluklandığımız hangi ağaca ismiyle sesleniyoruz ki? Ağaç deyip geçiyoruz. Ama çocuklarımız da ağaçların isimlerini bilsin istiyoruz!

Uçan Martı hadi bakalım uçma zamanı. Ağaçları yakından tanı, onların dünyasına gir...
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunlar Derneği'nin http://www.kirsalcevre.org.tr/ her yıl Mayıs ayının ilk haftasında ücretsiz olarak düzenlediği Dendroloji (Ağaçbilim) Okulu'na ailece kaydımızı yaptırdım. Leyla, Ankara dışında doğum iznini kullandığı için gelemedi. Onu da temsilen geçtiğimiz haftasonu Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'nde ilk dersimize başladık.

Bölüm bünyesinde bilimsel araştırma ve denemelerde değerlendirilmek üzere 36 dekarlık bağ , 31 dekarlık meyve bahçesi ve 10 dekarlık sebze bahçesi ile 300 metre karesi ısıtmalı 660 metre karelik cam sera yer alıyor. Üniversitelerin taş binadan ibaret o soğuk havasından uzakta, yemyeşil, çiftlik gibi bu yerde öğrenciler staj yapıyorlarmış. Çok şanslılar...

Dendroloji (Ağaçbilim) Okulu'nda, 2-23 Mayıs tarihleri arasında her cumartesi devam edecek olan dersler sabah 10:00'da başlıyor ve öğleden sonra 14:00'de bitiyor. Görsel ve teorik sunuşla Türkiye'de doğal olarak yetişen ve parklarda bulunan açık tohumlu egzotik ağaç türlerinin anlatıldığı ders sonrası gruplar halinde eğitimcilerimizle öğrendiklerimizi pekiştirmek üzere parklara dağıldık. Gruplar soyadlarına göre oluşturulmuş. Biz 5. gruptaydık, fakat "Türkiye'nin Ağaçları ve Çalıları" kitabının yazarı N. Güvenç Mamıkoğlu'nun eğitimciler arasında olduğunu öğrenince, çaktırmadan onun grubuna dahil olduk:)
İstikamet Tandoğan'daki, bahçesindeki ağaçlarıyla ünlü Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi... Hani, Erdal İnönü "fizik" okusun diye kurulduğu iddia edilen, Ankara taşından yapılmış tarihi fakülte:)

Kampüsteki "Akademi Restoran"da, öğle yemeği molası verdik. Salata ve "Akademi tavuk külbastı" yedik. O kadar lezzetliydi ki, bahçesinde pembe-mor erguvanların açtığı bu güzelim restorana sık sık gelmeye karar verdik.
Sıra geldi kampüsteki ağaçları yakından inceleme gezimize ama bir sonraki yazımda...

Dostoyevski, romanları içerisinde bir başyapıt olan "Budala" da şöyle der: "Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor."
Benim de!
Bugün evinizin veya işyerinizin bahçesindeki, sokağınızın köşesindeki ağaca dokunun, sevin, ismini öğrenin, dost olun onunla. Vee... her gün ismiyle bir selam çakın yeni dostunuza.
Merhaba karaçam, merhaba göknar, merhaba beyaz çiçekli at kestanesi...

20 yorum:

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

harikasın Güldencim ne kadar harika birşey yapmışsın; ama bak o kadar şey yazmışsın ben de neye takıldım? Oğlun konusundan hiç bahsetmemiştin daha önce.Meraklı olduğumu yazmamışım bir de ben:)))
sevgiler canım

Asortik Krep dedi ki...

Merakla ağaç dersini anlatacağın yazını bekliyorum..Bu arada konu seçimin de süper :)
Birde 1. sınıflarda yakın arkadaşlarımın kızı var orada okuyan :)

pelin'ce dedi ki...

:)den ben de çoğu zaman ya anneme ya babama sorarım,bu ağaç ne ağacı,bu çiçek ne çiçeği vs... Okuyup bilmek gibisi yok.Harika bir işe başlamışsınız,umarım büyük bir çiflikte yaşarsınız ,hiç belli olmaz.
Çocuk doğurmak işin en kolay tarafı,ufak bir çocuğu büyütmek küçük bir çocukla ilgilenmek ona sevginin tamamını vermek anneliğin ilk mertebesi bence.Senin bunu yaptığına eminim zaten.

Yazının devamını bekliyorum..

Sevgilerimle..

Adsız dedi ki...

Harikasın orman güzeli. Dün gece gül ağacının dibinde hızır babadan yardım etmesini istedim hayallerimize kavuşalım diye...

Damak Tadı dedi ki...

Tatlım,yine senden güzel bir ders örneği alıyoruz..

Ben de ağaç,çiçek,bitki konusunda hiç bilgim yok..Sayende sende öğreneceğimiz çok güzel paylaşımlar olacak..

Hayallerinizi umarım bundan sonra güzel çiftlik evinde yaşatırsınız..


Kocaman sevgilerle..

Nilambara dedi ki...

Gülden'ciğim, hep derim dünyanın en güzel mesleği öğrencilik... :)
gerçi senin de dediğin gibi hep öğrenciyiz, hep öğrenmeye devam ediyoruz, öğrenmenin sonu yok o ayrı... çok özlüyorum öğrencilik yıllarımı :)

çok ta zevkli bir konuda başlamışsın tekrar öğrenciliğe, ben de merakla bekliyorum dersleri anlatacağın yazılarını...

Fen Fakültesi ne güzel bir kampüstür, her seferinde hem binalara hem o güzelim bahçeye hayran olurum.. tekrar gittiğinizde bahçe heykellerini de gezin, harika heykeller var :)

SİHİRLİ OKLAVA dedi ki...

anılarını yeniden yaşamak için çok iyi bir fırsat olmuş...ben de çok özlerim o günleri ve hala zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğine de şaşarım.sevgiler canım

Basak dedi ki...

böyle bir kurstan haberim dahi yoktu, hem de bir devlet üni. veriyor. Harika...

nilay dedi ki...

İnanılmaz imrendim.
Ne güzel bir şey yapmışsın da bu eğitime katılmışsın.
Eminim çok zevklidir.

Ankara'yı nedense çok özlediğimi fark ettim Benim eşim Ankara'lı ama Ankara'ya gidelim hiç demez.
Şu erkekler neden bizim kadar anılarına bağlı değiller. :(((

ayşegül dedi ki...

Çok güzel,harika bir siteniz var.
Sizi arkadaş listeme ekleyebilir miyim? Sevgiler,
Ayşegül

*Anneler gününüzü kutluyorum:)

ayşegül dedi ki...

Offf ya ben çok canı tez biriyim,
sizi arkadaş listeme ekledim bile.
N'olur bana kızmayın,bu site eklenmez mi yaaa..Eski bir Ankara'lı olarak hayranızızım:)
Sevgilerrr

klavyedostlugu dedi ki...

Yüreğinize sağlık arkadaşım...Gerçekten okul yıllarım gözümün önünden bir kere daha geçti sayenizde ...Çok şeyi barındırmışsınız ve sunmuşsunuz yazınızla ...Ve insan kendi gibi birilerini görünce çok mutlu oluyor bu ortamda ..Saygılarımı sunarken merakla diğer yazılarınızı bekliyorum .Bu arada Klavye Dostluğu siteme izin verdiğiniz Bir Uç'um da Buluşma yazınızı ekledim.Sizi de bağlantılarımda takip ediyorum.Görüşmek ümidi ile...

aslı'nın mutfağı dedi ki...

Güldencim ne güzel okul sıralarına böylesi zevkli dersler dinlemek için dönmüş olman.. Öğretmen olarak o sıralardan uzak olmasam da, öğrenciliğimi özlüyorum ben de.. Pazar günü yürüyüş yolumuzun üzerinde yaşlı ve yosun tutmuş bir ağaca dokunmuştum, onu hatırladım şimdi.. Bunu daha sık yapmalıyım..

Adsız dedi ki...

Gülden'ciğim,
Nasıl imrendim anlatamam. Harika bir işe girişmişsin. Ailenin diğer üyelerinin uyum göstermesi de muhteşem.
Doğrusu ya, ağaçların çoğunu tanımıyorum ben:( Ege Üniversitesi' nde de var mı acaba bu tür etkinlikler. Öğrenmeye çalışacağım. Varsa bizim aileden de 2 kişi yani ben ve güzel prensesim öğrenmek isteriz. Ne de güzel olur! Yazının devamını da sabırsızlıkla bekliyorum.
Sevgilerimle...
Elvan
www.bocuruk.blogspot.com

Esin (Huysuzbalık) dedi ki...

Burada sevebileceğim bir ağacım yok ama penceremdeki çiçekleri okşadım yazını okuyunca. Zaten konuşuyorum onlarla daha da güzel açıyorlar. Sevgiler...

meltem dedi ki...

güldeeeen inanamıyorum sana..
ne güzel bişi yapmışsın hiç aklıma gelmezdi ama inan çok özendim bilgilerinide paylaş burdan gerçekten çok iyi olur
hepsini sakin kafayla uzun uzun okuycam
öpüyorum seni

Sokak Kedisi dedi ki...

Gülden Hanım çok haklısınız, öğrenmenin yaşı da yeri de yok.

Çok özendim size, insanın keyifleri için hayatında yer açabiliyor olması çok önemli, ne mutlu size.

Uzun süredir blog takibimi yitirmiştim, şimdi geriye dönüp bakınca böyle dolu sayfaları okuyup kendime notlar çıkarıyor olmak çok hoşuma gidiyor,

Teşekkürler paylaşımınız için,

hilalinmutfagi dedi ki...

Arkadaslar blog hirsizlarina dikkat edin,malum bu ara bir hirsiz dadamnis bloglarimiza,ne var ne yok alip goturuyor,buna bir care blogumda goreceksiniz linki herkesten rica ediyorum elinden geleni yapsin bugun bize yarin size bu sahsi siddetle kiniyorum.Boyle durumlarda hep beraber olmaliyiz birbirimize destek cikmaliyiz.Belkide sizinde vardir bir fotografiniz.Emege saygi lutfen.Ne kadar cok kisiye ulasirsa okadar iyi olur,blogunuzdaki butun arkadaslara yollayin bu yaziyi.Saygilarimla
Bu yazi otomatik olarak gonderiliyor

Adsız dedi ki...

Your blog keeps getting better and better! Your older articles are not as good as newer ones you have a lot more creativity and originality now keep it up!

ŞÜKRAN dedi ki...

Tekrar merhabalar, bu yazınızı ve diğer birçoklarını Ankara'da kış manzaraları yazınızdan sısonra ilk bulduğum fırsatta okudum sanki eski bir dost ya da tanıdıkla sohbet ediyormuşcasına ederkende o güzelim ağaçların altından aynı sevgiyi dokunarak hissedercesine kendimi mutlu ve huzurlu hissettim. yüreğinize sağlık. bu yazınızda ayrıca eşim ve bizimde çok değer verdiğimiz aynı zamanda eşimin mezun olduğu okuldan (eşim jeoloji müh. ben bankacıyım)kesitler görünce daha da bir mutlu oldum bir dönem (şu iki yıldır annemin sağlık sorunlarından ve yoğun iş temmpomuzdan ne yazıkki katılamıyoruz )Ağaçlar.net grubuyla Ankara toplantıları yapar çok keyifli saatler geçirirdik. toplantılarımızda birbirimize tohumlar, fideler, çiçekler hediye ederdik.Özellikle Anıtkabir in içinde bulunan ağaçları ziyaretimizde sizinde belirttiğiniz gibi bir ağacın nasıl yetiştiğini, hiç dikkat etmediğimiz ağaçların bir çok özelliklerini orada öğrendik sağolsun yine Fen Fakültesinden bir arkadaşımız (şu an ismini bir türlü anımsayamadım) çok güzel bilgiler vermişti, hatta bu gezimizde bize oradan yetkili bir üst düzey asker eşlik etmişti. Ağaçlar.nette forum a girerseniz bu yazıya resimleriyle ulaşabilirsiniz . mütevazi küçük bahçeli müstakil evimizde bizde otlar çöpler güller çiçekler yetiştirmeye bayılırız insana huzur verir,stresini alır. Yine kaptırdım yazmaya başka bir yazınızın altında devam etmek dileğiyle esenkalın bende bloğuma beklerim..