31 Mart 2009 Salı

Kışa Elveda...

Cemre düştü çoktan...
Güneş gülen yüzüyle bulutların arasından çıktı. Doğa tomurcuklandı. Sabırsız badem ağaçları erkenden çiçek açtı. Kuşlar pür neşe etrafta uçuşuyor. Toprak canlandı. Havaya keskin bir bahar kokusu yerleşti. Sabahları perdenin altından sızan ışık hüzmesiyle uyanıyorum. Günler uzadı. Yaz saat uygulamasına geçildi. İçim kıpır kıpır. Bahar ve yaz için çok güzel seyahat planlarımız var. Erken rezervasyon kampanyasından faydalanıp otel tatilimizi bile satın aldık.
Kışa veda etmenin zamanıdır artık...

Yün atkı, eldiven, şal, kazak, hırka...vs. ne varsa naftalinleyip kaldırdım. Çekmece ve dolapların içini elden geçirmeye başladım. Zihnimin çekmecelerini de dahil ettim temizliğe.
"Sırtında ölüleri taşıma" der bir uzakdoğu felsefesi... Zamanı geldiğinde bize hizmet etmeyen ne kadar inanç ve düşünce kalıbı varsa hepsinden kurtulmak gerek. Tıpkı çöp kutusunu boşaltır gibi. Yok ben bu çöplerle yaşamaya devam edeceğim derseniz, bedeniniz ilk sinyalleri "hastalık" olarak size göndermeye başlıyor. Biz ne yapıyoruz? Sorumluyu hep dışarda arıyoruz. "Çalışma şartlarım zor, şu olaylar veya kişiler beni üzdü, hayalkırıklıkları yaşadım..." bu liste uzar gider. Dış etkenlere sorumluluk yüklemek daha kolayımıza gelir çünkü. Rahatsızlıklarımızın asıl kaynağı ise bilinçaltımızdaki negatif düşünce kayıtları, yargılar ve korkulardır. Bunları farketmemiz için birer işaret fişeği oluyor hastalıklar. Tekamülümüz gereği evrensel plana göre hareket etmemiz için karşımıza hiç beklemediğimiz bir anda dikiliveriyorlar işte!
Benim de sırtımdaki küfe epeyce dolmuş olacak ki, bel ağrılarım başladı kısa bir süre önce. Doktora gittim, "bel fıtığı" teşhisi koydu. "Ameliyata gerek yok. Henüz lokal. Başlangıç aşamasında. Fizik tedavi ile iyileşme sağlarız. Bugünlerde kendine kırılacak eşya muamelesi yapacaksın" dedi, gülerek. Önce şaşırdım tabii. Sonra anladım hangi düşünce modelimin ve bilinçaltı kaydımın bel fıtığı olarak kendini ifade ettiğini.
Bir yandan fizik tedavi alırken, diğer yandan da bana ağırlık yapan sırtımdaki ölüleri atıyorum bugünlerde:) Hafiflemeliyim, bir kuş kadar...

Bahar kapıda... Kışa veda ederken, kendi şarkımı söylemeyi hatırlattı bana yaşam okulu. Doğanın uyanışına ve neşesine eşlik etmeli. Bedenimdeki tüm hücreleri sevgi enerjisiyle doldurup, zihnimi boşaltmanın tam zamanı!

Buzdolabında ne kadar sebze varsa çıkarttım.
-Demire bağlı kansızlığı gidermek için demir deposu KEREVİZ ve ISPANAK KÖKÜ
-Kanseri önlemek için A, C, E ve Karotin vitaminleri bakımından oldukça zengin BROKOLİ
-Bütün kış bedenimizde biriken toksinlerin atılması, hormonların dengelenmesi ve selülitlerin yokolması için güçlü bir antioksidan olan LAHANA
-Sindirim sisitemi, safra kesesi ve böbrekleri daha iyi çalıştırmak için düşük kalorili ve besleyici PIRASA
-Cilt güzelliği için nişastasız, kalorisi sıfıra yakın, şeker hastası dostu YERELMASI
-E vitamini ve protein desteği için çiçeklerinde bol bol fosfat ve potasyum taşıyan KARNABAHAR
-Mide dostu KABAK
-Ekmek yerine tüketilebilecek, bağırsak kanseri önleyici ve yorgunluğa, kabızlığa karşı birebir olan PATATES
-Kalp krizi , kronik baş ağrısı ve unutkanlığa karşı HAVUÇ
-İçinde B grubu vitaminler, potasyum, demir ve fosfor bulunan; kolon kanserine iyi gelen, tam bir sağlık hazinesi BULGUR
-Renk katması için KİRAZ DOMATES
-Antibiyotik etkisi için bir kaç diş SARIMSAK

Hepsini kocaman bir tencerenin içine doldurdum.


Sebzeleri bir avuç arpacık soğan ve zeytinyağı ile harmanladım.
Sonra yarım çay bardağı bulgur ve 2 su bardağı su koydum. O enfes kokusu ve tadıyla yemeğe aroma katması için de bir kaç dal taze rozmarin (rosemary) ekledim. Neşeli bir yemek oldu:)
Evrendeki herşey enerjiden oluşur ve titreşim yayar.
Pozitif düşünceler, güzel sözcükler yemeği etkiler.
Sevgiyle, keyifle pişirilen her yemek o nedenle çok lezzetli olur.



Veee... işte kışa elveda yemeğim huzurlarınızda:)

Besleyici, sağlıklı ve lezzetli bir yemeğin ardından teşekkür duamı edip, küçük bir kadeh beyaz şarap ve güzel bir kitap ile ödüllendirdim kendimi...
Pegasus Yayınları'ndan çıkan Elizabeth Gilbert'in kitabı ; "Ye, dua et, sev"

Ruhum ve detoks programına başladığım bedenimle bahara hazırım, ya siz?

17 yorum:

Emilio dedi ki...

http://deciloquequierass.blogspot.com/

Good Bloog my friend!! Congratulations!!

good luck!! See you!

Emilio dedi ki...

http://deciloquequierass.blogspot.com/

Good Bloog my friend!! Congratulations!!

good luck!! See you!

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Sevgili Uçan Martı,
Öncelikle geçmiş olsun.
Aynı şeyleri düşünmek anlıyabilmekse seni çok iyi anlıyor ve vermek istediğin mesajı alabiliyorum.
Bende neredeyse 25 senemi belim ile aklım arasındaki savaşla geçiriyorum.
Bu günkü bahar ile yeniden canlanmak banada çok iyi geldi.
Yine de Ankara ve İstanbul havası baharı zor taşır Nisan ayında.
Dikkat etmek gerekir.

zero dedi ki...

Güldencim, ben de bugünlerde coşku dolu bir bahar sevinciyle uyanıyorum her gün. kendimi mutlu ve enerjik hissediyorum. rengarerenk elbiseler giyiyorum, içimin rengi dışıma da yansısın diye. Kışı çok seven ben, baharı özlemişim meğer:)kucak dolusu sevgiler:)

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

hımmm demek ki ben az dinliyorum bedenimi..silkelenmek ve kendime gelmem gerek..
ben bu bahar daha çoşamadım Gülden.

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

Güldencim ne güzel baharı bu kadar içten karşılaman.yemeğine de bayıldım,bizim evde bu kadar çok çeşit sebzenin içine girdiği yemekleri benden başkası asla yemez ama ne kadar faydalı bir yemek olmuş.ellerine sağlık.
ben en çok şarap ve kitap kısmını sevdim yine de.keyif zamanı diye belki de,ben de yakın zamanda okudum aynı kitabı,ilginç bir kitap,keyifli okumalar ve neşeli bahar günleri diliyorum sana

pelin'ce dedi ki...

:)den yemek nefis olmuş,sağlık dolu bir lezzet çıkmış ortaya...Ellerine sağlık...
Yaz sıcaklarını hiç sevmiyorum ,o yüzden bu ara hava tam benim istediğim gibi :)

Sevgilerimi gönderiyorum...

Gül Nur dedi ki...

Şifa diliyorum!
Louis Hay ismini duydunuz mu hiç, sevgili Uçan Martı?
Hastalıkları (hatta kazaları) tekrarlayan zihinsel kalıplarla açıklar.

SİHİRLİ OKLAVA dedi ki...

hemşerime bakmaya geldim...dediğin gibi ben de başladım silkinmeye...açım camları,mis gibi havayı içime doldurup neşeyle koşuşturdum bütün gün..bu arada eline sağlık. afiyet ve sağlık olsun...sevgiler..

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili uçan martı,
çok geçmiş olsun....

bocuruk dedi ki...

Yazdıkların bana enerji verdi:)

nilay dedi ki...

Canım biz Bursa'da hala kışa elvada diyemedik. Hava bir türlü ısınmadı.
Uludağ'da 3 metre kar var halen. Gerçi ben hala kaymaya gidemedim.

Bu arada geçmişler olsun. Ben de senin gibi hastalığı bir mesaj olarak algılayanlardanım. Allah dermansız dert vermesin.
Sevgiler

Zerrin Pasta Evi dedi ki...

Çokk geçmiş olsun canım. Kendine dikkat et. Benimde ağrım hala geçmiş değil...

Ellerine sağlık :)) Sağlıklı bir yemek olmuş...

Sana ödülüm var canım.Bloguma uğrayıp alır mısın?

Sevgiler...

SİHİRLİ OKLAVA dedi ki...

canım nasılsın...umarım herşey yolundadır...

hepsusluydum dedi ki...

:)denciğim kocaman sevgilerimi gönderiyorum ve benim blogumda sana ait bir ödül var diyorum :)
Çok çok geçmiş olsun diyorum;
Ve iyi baharlar diliyorum...
Sevgilerimle Zehr@

Ful yaprakları dedi ki...

ödülünüz var:)

meltem dedi ki...

:) deeeen iyimisin gerçekten merak ettim hastaydın nasıl oldun
sevgiler