17 Ocak 2009 Cumartesi

Yamadan Sanata Patchwork

Günsu Güngör / "Çingene kızı"

Bir hobiniz var mı?
Benim yoktu. Boş zamanlarımı değerlendirebiliceğim bir hobim olsun istiyordum. Nasıl bir hobi olacağına dair hiç fikrim yoktu. Ne yapabileceğimi daha da önemlisi ne yapmak istediğimi bilmiyordum. Birgün yolum Günsu Güngör ve öğrencilerinin Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde açtığı "Naftalin Kokusu" patchwork sergisine düştü. "Kırkyama, kırkpare, hanım dilendi bey beğendi" ya da İngilizce adıyla "Patchwork"; çeşitli kumaş parçalarının belli motifler oluşturacak şekilde dikilmesi veya aplike edilmesiyle ortaya çıkan eserin adıymış. Anadolu'da savaş ve yokluk dönemlerinde tasarruf etmek amacıyla artık ve eski kumaş parçalarının birleştirilip dikilmesiyle ortaya çıkmış kırkyama. Zamanla da yama olmaktan çıkıp, tüm dünyanın kabul ettiği bir sanata dönüşmüş... Sergide gördüğüm eserler beni öylesine büyüledi ki, "İşte aradığın hobi!" dedi içimden bir ses. Hemen kaydımı yaptırdım ve Günsu Güngör yönetimindeki GC Patchwork Studio'da eğitime başladım.

Dantel, örgü, kanaviçe, dikiş...vs. hiç elişi bilmem. Pamuklu ile yünlü kumaşı bile birbirinden ayıramam. Renk bilgim olduğu söylenemez. Bir tek düğme dikmeyi bilirim, o kadar. Sabırsızımdır ve sonuç odaklı çalışmayı severim. Patchwork için berbat bir CV. İşin ironik kısmı bunun farkında değilim. Üstelik kendime güvenim tam, havam da yerinde hani. "Bir iğne ile üç, bilemedin beş kumaşı biraraya getirip dikmek ne kadar zor olabilir ki canım" diye düşünerek rahatlatıyorum kendimi. Düğme dikmeyi biliyorum ya, önüme çıkan herşeyi dikebilirim sanıyorum. Kitap cümleleriyle konuştuğum, emeğin dilini, duyguların simyasını anlayamadığım, hayat bilgimin az olduğu zamanlar...

Kursun ilk günü heyecan ve merak içinde gittim GC Patchwork Studio'ya. Yeni hobi, yeni arkadaşlar...Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle girdim sınıfa. Pırıl pırıl, aydınlık, şık dizayn edilmiş büyükçe bir oda. Yanyana U şeklinde dizilmiş masanın etrafında toplanmış insanlara "merhaba" diyerek, gözüme kestirdiğim bir sandalyeye oturdum. Sınıfın yaş ortalaması 55-60. Bense hayatımın baharında, 27 yaşındayım. Kafa sesim bıdı bıdı sürekli konuşuyor...
-Bu teyzecikler yanlış sınıfa gelmişler. Baksana gözlüğünü takan oturmuş. Ayol, bunlar ipliği iğneye nasıl geçirecekler de patchwork yapacaklar. Uyarsam mı acaba?
Günsu Hanım sınıfa girence, anlıyorum ki herkes doğru yerde! İçinde isimlerimizin yazılı olduğu kurdelalı bir etiket sepeti hazırlamış. "Herkes isim etiketini yakısına taksın da tanışalım" dedi. Kafa sesim olanca hızıyla cümleler kurmaya devam ediyor...
-İyi fikir. Ben akşam yediğim yemeği bile unuturken, bu teyzeler nasıl akıllarında tutsunlar yeni tanıdıkları insanların isimlerini?
Tanışma faslı bittiğinde, içimi sıkıntılar basmaya başladı. Kurs arkadaşlarımın hepsi emekli ve yarısından fazlası öğretmen.
Kafa sesim:
-Benim öğretmen fobim var, bu iş nasıl hobi olacak ya? Şu duvarda asılı olan yatak örtüsünü tamamlamak için kim bilir ömrümün kaç yılını dikerek geçirmem gerek? Yok mulune, yok, sap işi, yok aplike hangi dili konuşuyorlar da ben anlamıyorum? Uzaylı gibi kaldım aralarında. İmdaaatt diye bağırsam mı? En iyisi masanın altına gireyim ve mümkünse kurs saatim dolana kadar da orada kalayım! Sonra da arkama bakmadan kaçarım!

Kısacası Patchwork ile tanışmam biraz travmatik oldu:) Daha sonra hem kurs arkadaşlarımı hem de Patchwork'ü çok sevdim. "Teyze", dediğim insanlar (şimdi abla diyorum:) en yakın dostlarım, Patchwork'de terapim oldu. Kumaşların büyülü dünyasına girdim. Onlara dokunmanın hazzını yaşadım. Kumaşlar aracılığıyla yanyana getirdiğim her bir renk, ruhumun aynası oldu. Ben sustum, onlar konuştular çoğu zaman. Ortaya çıkan eserlerimi görenler, "İğneyle kuyu kazmaktan başka birşey değil bu yaptıkların. Deli işi yahu." dediler. Ben, "deli" hallerimi sevdim:) Kestim, diktim, söktüm, toplu iğneler batırdım kendime; nasıl sevmem.... Masanın üstüne yığılanlar; kumaş, iplik, iğne, incik boncuk değildi ki yalnızca. Hüzünler, mutluluklar, kırılan kalpler, kopan ipler, umutlar, hayaller... var, parça parça... Parçalar tek başına anlamsız, ama birleştirilip dikilince bir bütün. Daha büyük bir bütünün minnacık bir parçası olan...
Bundan tam 5 yıl önce böyle başlayan patchwork serüvenim, "Bir iğne bin emek kırkpare sergisi" ile yoluna devam ediyor.
Ankara Resim Heykel Müzesi'nde, 4-16 Ocak tarihleri arasında Günsu Güngör küratörlüğünde açılan sergide, GC Patchwork Studio’nun 60 kişilik ekibinin yaklaşık 200 eserine yer verildi. Kırkpare ve kurdela-punch grubunun, Türkiye’yi Avrupa ve Amerika’daki uluslararası yarışmalarda temsil ederek, ödüller kazanmış eserleri sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Ne mutlu bana ki, böylesine prestijli bir sergiye hem görevli hem de eser sahibi olarak katıldım.

Sergide LÖSEV aracılığıyla lösemili çocuklarin anneleri tarafindan dikilerek üretilmiş ürünlerin satışı da yapıldı.


Sergiyi gezme imkanı bulamamış olan blog dostlarımla çektiğim
fotoğrafların bir bölümünü paylaşmak istedim. Belki bu fotoğraflar benim gibi bir hobi arayan ama ne yapacağını bilemeyen gönül dostlarına küçük de olsa bir ışık yakar düşüncesiyle... Yayınladığım her eserin ve sanatçısının isimini vermek isterdim ama takdir edersiniz ki, 200 eseri hatırlayabilmek hayli zor. Hafızamdaki kayıtları aktardım. Unuttuklarım ve anımsayamadıklarım beni affetsin artık:)

"Bir iğne bin emek" kırkpare sergisine buyurun efendim...


Nalan Gelgel / "Kınalı Yapıncak"

Gülter Sever / "Mor Menekşe"





Gülseren Karabiber/ "Nar Çiçeği"

Sergide yeni kumaşlarla yapılmış kırkparelerin yanısıra, orjinali atılacak hale gelmiş en az bir asır öncesinin eski kumaş parçalarıyla oluşturulmuş eserler de vardı. Ninelerimizin bir iğne, bin emekle yaptığı antika parçaların sandık diplerinden kurtarılıp, yeniden gün ışığına çıkartılması ne kadar mutluluk verici öyle değil mi?

"Anılarla buluşma"

Özer Korkmaz / "Mürüveti Gördüm"
Tarihi değeri olan bu parçaların, yeni ve çağdaş yorumlarıyla bizden sonraki nesillere taşınacak olması verilen emeğe fazlasıyla değiyor.



Müşerref Dede / "Akşam Sefası ve Geçmişten Günümüze"

Kırkyama ile sadece örtüler, yastıklar, minderler değil son derece şık, davet/özel gün elbiseleri de dikilebiliyor.



Bunlar da Patchwork'ün en sevimli halleri olan bebek battaniyeleri...




Kırkyama, kurdela ve punch tekniğini buluşturan bu şahane tabloları da görmeden geçmemek gerek. Fırça ve boya olmadan kumaşlarla yapılmış resimler...



Emeğin sergilendiği bir tepsinin üstünde gelen çay yada kahvenin lezzetine doyum olmuyor:)


Bu şirin bez bebekler de sevgili Lale Kayıhan'ın tasarımları... Lale Hanım'ın Ulus'taki Pirinç Han'ın girişinde "Yapalak Ayşe" isimli çok cici bir dükkanı var. Yolunuz düşerse, kendisine bir "merhaba" demeden ve Yapalak Ayşeler'in binbir çeşit hallerini görmeden geçmeyin derim:) Hatta benden size bir öneri, çocuğunuzun bebeklik elbisesini Lale Hanım'a götürüp, ona benzeyen bir bez bebek yaptırın. Çocuğunuza değerli ve özel bir anı bırakmış olursunuz.



Veee... sıra geldi benim 6 ayda tamamladığım canım eserime:)

:)den / "Anılar"...

Son dakikaya kadar bir türlü karar veremediğim için ismini Günsu Hanım verdi. Yatak örtümün ismini hemen bulmuştum: "Bir dilek tut". Bu örtü beni bir hayli zorladı nedense? Kullanılan tekniğin adı; crayz, yani çılgın! Hatta, "çıldırtan" demenin de hiçbir mahsuru yok bence. Eşimin gömlek, kravat ve cep mendillerinden yapıldı:) Aralara serpiştirdiğim dantel ve oyalar sınıf arkadaşlarımdan. İnsanın bir köşede elişi mamülü olmaz mı? Benim yoktu işte! Yani o kadar çok ağladım ki, "benim dantelim, oyam yok" diye, sağolsun arkadaşlarım çeyiz düzecek kadar dantel, oya...vs. hibe ettiler bana:)

Anılar'ı koltuk şalı olarak tasarlamıştım ama eve gelen herkes, "Bunca emeğin, göznurunun üstüne oturamayız" deyip, karşısına geçip seyre dalınca, mecburen masa örtüsü oldu. Daha yakından görmek isteyeceğinizi düşünerek, Anılar'a bir kaç kare zoom yapmayı da ihmal etmedim:)




İnsanın işinin yanısıra bir hobi edinmesi yaşamını ve ruhunu çok zenginleştiriyor. Fotoğraf çekmek, balık tutmak, örgü örmek, dans etmek,bahçe işleriyle uğraşmak, kolleksiyon yapmak, dağcılık yada el sanatları... Her insanın severek yaptığı, heyecan duyduğu ve yaratıcılığını ortaya çıkardığı bir hobisi olmalı. Kitap okumak, sinemaya-tiyatroya gitmek gibi sosyal yaşamın içinde dahil olmayı seçtiğimiz kültürel ve sanatsal faaliyetler bir hobi değildir bana göre. Hobi; kişiyi kendi ruhuyla buluşturan, özünün yansımasıdır.

Sevgili hocam Günsu Güngör ve yaşlanmamış, "yaşalmış" öğretmenlerimden, sadece Patchwork tekniklerini değil, yaşam sanatını da öğrendim. Herşey bitti dediğin an, herşeyin yeni başladığını... Yaşamın bir hak değil, armağan olduğunu, emek verilerek yapılan her işin eşşiz güzeller sunduğunu, sabretmeyi, affetmeyi ve paylaşmayı...
Sonra zamanı öğrendim.
Asıl önemli olanın yaşamın uzunluğu değil derinliği olduğunu...
Kendimi sevmeyi öğrendim.
Söküklerimi dikerek...
Evreni öğrendim.
İyi ve kötünün bütünün bir parçası olduğunu...
Cennetin ve cehennemin yerini öğrendim.
Çok uzakta değil, her ikisinin de içimizde saklandığını; cennete ezberlenmiş adımlarla koşulmayacağını...
Ölümün, henüz ölmemişlerin acısı olduğunu, yaşamayı bilirsen ölümü de bileceğini öğrendim...
Yaşamayı bilenlerden olmanız dileğiyle...

Yaşamıma meleklerin sihirleri dokunuşlarını yapan herkese, sonsuz teşekkürlerimle...

39 yorum:

bocuruk dedi ki...

Gülden'ciğim, bunların hepsi birbirinden güzel. Tekrar tekrar baktım. Harika şeyler yapmışsınız. Nasıl özendim anlatamam. Hepinizin ellerine, yüreklerine sağlık:)
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Bravo...bravooo...
Ellerinize, yüreğinize ve bunları yansıtan kaleminize (klavye mi deseydim) sağlık...

Perihan dedi ki...

Aman Tanrım!
Bunların hepsi birer sanat eseri. Kumaşlarla yaratılan olağanüstü güzellikler. Tek kelimeyle müthiş. Hayranlık ve saygıyla izledim sergi fotoğraflarını. Emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Tebrikler...

Necla dedi ki...

Yıllardır ben de patchwork yapıyorum zannediyordum:( Sizinkilerin yanında benim yaptıklarım kumaşları yanyana getirip, geometrik şekillerde dikmekten ibaretmiş! Günsu Hanım'ın öğrencilerinden biri olmak için Ankara'da yaşamayı istedim ilk defa. Hem de canım Bodrum'u bırakıp gelecek kadar.
Biraz görgüsüzce olacak ama sergiden daha çok fotoğraf yayınlamanızı rica edeceğim. Çünkü bakmaya doyamadım.
Sizin eseriniz de, hikayesi de çok şirin. Eşiniz kravat ve mendillerini nasıl verdi acaba? Benim ki hayatta dokundurtmuyor da:))
Tebrikler...

Damak Tadı dedi ki...

Kaleminde olduğu gibi, patchwork'deki ayrıcalığıda bizlere yansıttın ya..Senin her yaptığın şey bu kadarmı farklı,güzel,itinalı olur güzel MARTI'm..!

Kendimi adeta patchwork sergisinde sandım..Bu güzellikleri bizlerle paylaştığın için gönlüne(gönlünüze) sağlık,ellerine (ellerinize) sağlık..

MAŞALLAH HEPİNİZE MARTI'cığım..Beni benden aldı bu fotoğraflar..)


Sevgilerimi gönderiyorum canım Martı'ma..

Pervin dedi ki...

"Kınalı Yapıncak"ı çok sevdim. Hem ismini hem de örtünün kendisini. Acaba ne kadar sürede tamamlanıyor? bu örtüler diye düşünmekten de alamadım kendimi.

Selin dedi ki...

Acilen bir hobi edinmeli. İçime fena halde bir kurt düşürdünüz. Ne kadar güzel ifade etmişsiniz kırkyamanın yaşamınızdaki yerini. Özenmedim desem yalan olur. Sihirli dokunuşlarla sizi güzelleştirmeye devam eden melekleriniz hiç eksilmesin.
Ellerinize, sevgi dolu yüreğinize sağlık.
Eskişehir'den sevgiler.

hepsusluydum dedi ki...

Canım :)dencim merhaba..
Yine beni büyüleyen çok güzel bir yazı yazmışsın...Kortuğun öğretmenlerin bence sende çok güzel şeyler biriktirmişler :)
Çok güzel bir hobi seçmişsin; benim de çok yapmak istediğim ama yeterli sabır gösteremeyeceğimden korktuğum bir hobi...
Bu konuda çok eser görmüştüm ama senin seçtiklerin HARİKA...Hele senin ki, bir ilk olmasına rağmen muhteşem olmuş...
(Belki de sen getirirsin takı malzemelerini.. Gökçeada'ya gelirken :)
Sevgilerimle Zehr@

Tijen dedi ki...

Harika olmuş ellerine sağlık! Ben bu tekniğe hayranım. Gerçekten çılgın bir şey.
Hepsi birbirinden güzel ama sen gelinimizin annesi Nursen hanımın eserlerini görmelisin. Hele şu anda yaptığı bir tanesi var, olağanüstü gerçekten. Bilmem sizin sergide var mıydı? (Onlar da Ankara'da yaşıyorlar)

Fulya dedi ki...

Ben bu sergiyi gezdim. Sergilenen eserler, organizasyon, davetiyeler, sergi salonunda görevli arkadaşlar herşey en ince ayrıntısına kadar planlanmıştı. Örtüler fotoğrafların çok ötesinde güzeldi. Çok ince bir işçilikle çalışıldığı için yakın bir gözün görebileceği ayrıntılar doğal olarak fotoğraflarda farkedilmiyor. Emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Sizin örtünüz çok dikkatimi çekmişti. Özellikle renk uyumu çarpıcıydı ama tabii size ait olduğunu bilmiyordum o zaman:)
Bugün patchwork ile ilgili sayfalarda gezinirken tesadüfen rastladım blogunuza. Diğer yazılarınızı da bir solukta okudum. Kaleminiz akıcı, eğlenceli ve bilgi dolu...
Teşekkürler.

aslı'nın mutfağı dedi ki...

Gülden'cim hakikaten bin emek isteyen bir sanat patchwork. Yıllar önce annemlerin Çeşme'de yaşayan ahbaplarının kızını hatırladım sayende, çeyizi için yatak örtüsü hazırlıyordu patchwork ile.. İtiraf etmeliyim ki, ben de senin gibi aman canım kumaşları birbirine dikiyorsun işte diye düşünmüştüm :) Şimdi fikrim değişti ama :)

Nilambara dedi ki...

Gülden'ciğim hernekadar gözgöze gülümseme fırsatını kaçırsak da, pekçok kez aynı havayı solumuş olmayı farketmek bile çok güzel :))

Senelerdir sevgi dolu bir takdir ile izlediğim Sevgili Günsu Hanımın, yüreğinin derinlerinden taşan güzelliği ve zerafeti de senin objektifinden tüm çarpıcılığı ile çok güzel yansımış...

burada devam edersem çok uzatırım, devamı mesajımda olacak :)
sevgilerimle...

Zarpandit :) dedi ki...

bebek battaniyeleri favorim oldu hepsi birbirinden muthiş bu sanatların!

harikalar harika! :)

Basak dedi ki...

Güldenciğim inan bana kendimden geçerek okudum yazını ve seyrettim eserlerinizi... Aldın bizi bambaşka dünyalara götürdün. Sergiyi kaçırmış olmaya çok üzüldüm. Hayran kaldım. Hobi ile ilgili söylediklerine ise tamamen katılıyorum. Sana ve kurs arkadaşlarına daha nice sergiler, yaratılar diliyorum...

Asortik Krep dedi ki...

Eline sağlık süper olmuş crayz patchwork' ün..

Bana da İstanbul'dan bir tane geliyor hediye.. Annem Bakırköy'e gidiyor bu sene 2. senesi.. Şömentabla dedikleri örtüden crayz usulü :) Seninkine benziyor, yarısı bitmiş..

pel!n dedi ki...

Gülden bende düğme dikmek dışında hiç bir el işinden anlamıyorum..Patchwork yapmak gerçekten sabır işi sanırım, inanılmaz bir emek var.. Her birine tek tek bakıp inceledim...
Tebrik ediyorum seni,emeklerinize sağlık...

birdutmasali dedi ki...

canım güldenciğim merhabalar canım.
sevgi ve alaka dolu, içtenlik ve dualarla bezeli her satırın, her yorumun, her temennin için sonsuz teşekkürler ediyorum tatlım..
emeklerine hayranlıkla bakakaldım.. çok sevdiğim bir tekniktir. emeklerinize sağlık.
olağanüstüler.
çok sevgiler canım.
NuNu

Begonvilli Ev Sakinleri dedi ki...

Patchwork benim de hobilerim arasında. Kutluyorum ve paylaşımlarınız için teşekkür ediyorum.

Nilgün dedi ki...

Hobinin insan yaşamına kattığı zenginlikleri çok güzel anlatmışsınız. Hayranlıkla okudum kırkyama serüveninizi. Yaşam sanatına ilişkin yazdıklarınız da şiir gibi. Etrafa pırıl pırıl bir ışık yaydığınızın farkında mısınız?

zero dedi ki...

öyle bir halin var ki :)dencim, kilometrelerce öteden enerji saçıyorsun dört bir yana. eminim Türkiye'nin belki de dünyanın dört bir yanından insan okuyordur yazılarını, sen farkında mısın bilmem ama seni okuduktan, enerjini iliklerine kadar hissettikten sonra insan tüm bıkmışlıklarını üzerinden yırtıp atabileceğini hissediyor.

İleri derecede grip, öksürük, hapşırık dolu bir haftaya başladım. sabah daha yataktan kalkmadan akşam tekrar yatağa dönebileceğim anı düşlüyordum. Ama inan seni, yaratıcılıklarını, enerjini okumak, bu harika eserleri teker teker incelemek, bunlar üzerinde uğraşılan o saatler boyu emeği düşlemek o kadar iyi geldi ki bana. şimdi gidip sıcak bir çay alıp, yeniden yaptıklarınıza bakmayı ve artık günün bundan sonrasını sevgili yatağımı düşünmeden geçirmek istiyorum:) seni yürekten kucaklıyorum arkadaşım:)

ZAMANDAN SIZAN...KIYMET dedi ki...

muhteşemler ellerinize ve sabrılarınıza sağlık..
muazzam bir sabır örneği..

Kitap Kurdu dedi ki...

:)dencim, harika şeyler bunlar yaaa, bayıldım. Emeğine ellerine sağlık. ne kadar da güzel şeyler ortaya çıkarmışsınız öyle. gerçekten tebrik ederim, hepsi birbirinden güzel.

Delfina ; dedi ki...

Güldencim, yeni edindiğin hobin seni nereden nereye getirmiş...Düğme dikme'den taa enfes tablolara dek gelmişsin.Demek sen gerçekten sabırlısın.Ben de çok heveslendim bu yıl patcworke ama bu civarda açık kurs bulamadım.

Sergi resimlerine de bakınca bu işin sadece örtülerde değil,akla gelebilecek her yerde üretilebileceğini gördüm...

Günün keyifli gezmesi için teşekkürler,kucak dolusu sevgiler...

Gölgecik dedi ki...

Şu güzel bu güzel derken bir baktım sayfayı tamamlamışım ve hepsi birbirinden güzel,birbirinden harika...El sanatı ile uğraşmak,yoktan var etmek insanı bambaşka bir dünyaya götürüyor,insan kendisini çok farklı hissediyor.Ahşap boyama ile uğraşırken çoğu zaman yaptığım işe öyle çok odaklanırdım ki günde 1,5 paket sigara içen ben sigarayı bile unuturdum...Şuan senin yerinde olmayı çok isterdim..büyük şehirde yaşamanın farkı da bu işte...insan kendini yetiştirebiliyor,ufkunu genişletebiliyor...Orada olup sergiyi doya doya gezebilmeyi çok isterdim...Hepsi okadar güzel...o kadar güzelki...kelimeler öyle az kalıyor ki tüm bunları gördükten sonra hissettiklerimi anlatmam da... gönülden ve tüm içtenliğimle...ellerinize,kollarınıza,yüreklerinize sağlık...
Sevgimle,
Özlem

Ayşe dedi ki...

Yaptığınız patchworkler gerçekten sanat eseri. Özellikle tabloların fotoğraflarını büyütüp, hayretle izledim. Hem de defalarca... Kumaşla resmen suluboya resim yapılmış. Sanatçıların ellerine sağlık. Günsu Güngör hanımefendiyi sizin sayenizde öğrendim. Meğer ne kadar tanınan ve saygı duyulan birisiymiş. Hepinizin ellerine, gönüllerine sağlık.
Ayrıca siz!
Sadece patchwork yapmamış, kendinizi de insan olmanın tüm sıfatlarıyla donatmayı başarabilmişsiniz. Yazdıklarınızın satır aralarını okuyabilenlere ne mutlu diyorum bende. Size ayrıca bir ileti gönderdim. Uygun bir vaktinizde bakabilirseniz sevinirim.
Kucak dolusu sevgiler...

Adsız dedi ki...

Öğrendikleriniz...
Ben de en çok onlarla ilgilendim. Siz görmeden hatırlamazsınız beni, bense gayet iyi tanıyorum sizi. Patchwork arkadaşlarınızı da biliyorum. Çok güzel, genç, çalışkan, etrafa neşe saçan, hayat dolu birisiniz. Kokteylde açılış konuşmasını da siz yaptınız:)
Güzelliğinizle büyülediniz o akşam hepimizi. Konuşmanız da size yakışır biçimdeydi. Kısa, net, öz... Şimdi merak ettiniz beni. Etmeyin, karşılaştığımızda sarılıp bir merhaba derim nasılsa:)
Yaşam sanatı diyorsunuz ya, yaşamayı bilmek, işte gerçek sanat bu! Bu farkındalığa sahip olanlar kişisel cennetlerini yaratıyorlar zaten.
Eşinize ve size selamlar, sevgiler...

Melis dedi ki...

Adana'dan yazıyorum size. İşten geriye kalan boş zamanlarımı değerlendirmek için aynen sizin gibi ben de patchwork kursuna başladım. İnternette bir araştırma yapayım dedim. O sırada rastladım blogunuza. Patchwork çalışmalarınız muhpteşem. Kullanılan renkler, teknikler hepsi çok güzel. Anlatımınız da öyle. Patchwork yazınızla başlayıp, neredeyse blogunuzun tamamını okudum:) Her yazınız birbirinden anlamlı ve okunası. Son derece bilgili ve kültürlü birisi olduğunuz bir gerçek. Kaleminiz, üslubunuz çok başarılı. Lütfen yazmaya devam edin. Uçan Martı'yı, sık kullanılanlar listeme ekledim:) Her zaman yorum yazamasam da, yazdıklarınızı büyük bir keyifle takip edeceğimden emin olabilirsiniz.

Didem dedi ki...

Sevgili :)den Hanım, biz de eşim ve kızlarımla birlikte patchwork'e gönül vermiş bir aileyiz. Ne kadar şanslıyız ki, "Bir iğne bin emek" serginizi gezdik. Sergiyi görmeyenler ve burada yayınladığınız fotoğrafların bir bölümüne bakanlar gelen yorumları abartılı bulabilirler. Biz öyle olmadığını biliyoruz:) Başta Günsu Hanım olmak üzere emeği geçen herkesin ellerine sağlık.
Ayrıca patchwork bağlamında bir hobi edinmenin insan yaşamındaki gerekliliğini edebi bir dille, yumuşacık aktarmışsınız. Hayat neşeniz hiç eksilmesin. 2009 size ve sevdiklerinize mutlu günler armağan etmeye devam etsin.

Zerrin Pasta Evi dedi ki...

Yazını okumaya başlarken gülümsemeden edemedim :))

Bayıldım bunlara canım.Hepsi harika :))))) Nasıl bir emek ve göz nuru...
Her birinizin ellerine ve emeğinize sağlık. Patchwork zor bir hobi benim için :))

Sevgiler...

figen dedi ki...

muhteşemm! bayıldım tüm işlere tüh keşke önce haberim olsaydıda gelebilseydim sergiye.resim heykel benim eski işyerim daha öncede ordaki bir sergide hayran kalıp bu işe başlamaya karar verip sonra zorluğundan bırakmıştım:)sana bravo diyorum sabır işi yaptıklarınız..

serpil dedi ki...

Bu görsel şöleni ben de gezdim ve çok beğendim.Günsu hanımın verdiği etkinliklere geçmişte katılmış biri olarak da çok gurur duydum.Arkadaşım, yazdıklarınla sergiyi ve duygularını çok güzel dile getirmişsin.Çektiğin fotoğraflar,crazy tekniğiyle yaptığın(her ne kadar seni çıldırtsada)örtü de çok güzel.....

Mehtap P.G dedi ki...

Elinize, gozunuze, gonlunuze, yureginize saglik.. bir el emegi bu kadar duygu dolu anlatilabilir ancak.. ben pantolon pacalarini yapiskan bantlarla bastiran biri olarak, utandim biraz kendimden simdi..:-((

gül dedi ki...

sevgili gülden bunlar harika şeyler sizinde teşvikinizle bende bir kursa gitmeye karar verdim öncelikle elinize saglık ve başarılarınızın devamını dilerim sevgiler...

Adsız dedi ki...

Kırkyama yapanları helede böyle güzellerini yapanları hep kıskanıyorum.Ben de Ankara'da oturmuş olsaydım keşke....
Hepinize sevgiler...

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

güldencim ben yeni gördüm ne ayıp bana.harika şeyler bunlar hayran kalmamak elde değil.senin de emeğine sağlık,ne güzel bişeyle uğraşıyorsun.

Adsız dedi ki...

Sayfanıza tesadüfen girdim, harika çalışmalar olmuş. Sizin ve diğer arkadaşlarınızın da ellerine sağlık. Bu arada hocanızada saygılarımı gönderiyorum. Ben de Nazilli Halk Eğt. Merk. Kırkpare kursuna 4 yıl gittim, inşallah bu yıl da gitmek istiyorum. Çalışmalarımı sayfamda yayınlıyorum. Sizinkileri görünce kendimin çok zayıf olduğuna karar verdim. www.akrepburcu58.blogcu.com

gökşen demir dedi ki...

Merhaba Uçan Martı,
sayfanızdaki kırkyama örnekleri birbirinde güzel. ben seçemedim aralarından. Merak ettiğim bir konu var; istanbulda ismekler dışında bildiğiniz kırkyama kursu varmı?
Bilginiz< varsa cevap verirmisiniz?
sevgiler. iyi günler...
http://yamalibohca.net/
GÖKŞEN DEMİR

gökşen demir dedi ki...

Merhaba Uçan Martı,
sayfanızdaki kırkyama örnekleri birbirinde güzel. ben seçemedim aralarından. Merak ettiğim bir konu var; istanbulda ismekler dışında bildiğiniz kırkyama kursu varmı?
Bilginiz< varsa cevap verirmisiniz?
sevgiler. iyi günler...
http://yamalibohca.net/
GÖKŞEN DEMİR

Arda Boran dedi ki...

olağanüstü...inanılmaz güzel