10 Ocak 2009 Cumartesi

Kediler de Konuşur...

Zamanın ibresi yeni bir yıla daha döndü...
Nasıl da çabucak geçiyor zaman... Kuş olup uçuyor sanki... “insanoğlu kuş misali” derler ya hani, kuş olup uçuyoruz biz de... Yükselen bir dairede, farklı yüksekliklerde...
Yüreğimin muhteşem açılışlarla kanatlandığı zamanlardayken; söylenecek sözler birikti, dostlar merak içinde bırakıldı, farkındayım!
Bazen böyle oluyor işte... Düşlerimden bile uyanıp sayfalar dolusu metinler yazarken içime, kimi zaman da defterlerime... Sıra klavyede yazmaya gelince, hepsi uçup gidiyor. Defterdekiler de saklambaç oynamayı tercih ediyor:) Elma dersem çık, armut dersem çıkma! Birileri hep "armut" diyor nedense? İçimdeki fısıltılı ses de, "Acele etme, herşeyin bir zamanı var" diye buyuruyor:) O sesi takip ettim ben de. Hayat ırmağının sakin sularında sırtüstü yüzerken... Sessizliğim ondan...
Nihayet bugün ilk işaret geldi, YAZ...
İşte 2009'un ilk dakikalarından itibaren biriken an/ı/lar ve ilk mim...

Yeni yılı evde karşıladık bu kez. Eşimle birlikte masamızı donattık. Mönümüz; deniz ürünleri, balık ve meze... Kırmızı mumlarımızı ve tütsülerimizi de yaktık.

Bir şişe de kırmızı "Merlot" açtık. Evde olmayı özlemişiz:)

2009'a çam ağacımızın etrafında toplanan hediye paketlerini açarak girdik. Heyecan, merak ve çocuksu bir neşeyle... Demek ki bütün bir yıl armağanlar, sürprizler eksik olmayacak hayatımızdan:) Hiç vakit kaybetmeden açtım hediye paketlerimi :) Mutlulukla da sizlerle paylaşacağım hediyelerimi...
Soğuk Ankara günlerinde ısınmak için şeker pembe bir mont, çok cici bir tişört, mutfakta yarattığım lezzetlere yenilerini eklemem için blender seti ve kurabiye kalıpları, blogumdaki görselleri zenginleştirmek amacıyla fazlasıyla işime yarayacak olan yazıcı/tarayıcı. Sonra büyük bir incelikle hazırlanmış, patlamış mısırla süslenmiş kocaman bir kutu! İçinde; deniz kabukları, kokulu sabun, tütsü, kitap, mavi bilezik, yüzük, taç, mum, kediler ve bir çok gülümseten hediyeler olan... Ben olan...




Daha bitmedi...
Çok severek boynumda taşıyacağım maviş bir kolye, ellerimi ısıtacak deri eldiven ve boynumu soğuk havadan koruyacak yün atkı. Birbirinden güzel ve anlamlı hediyelerle beni mutlu eden, tüm sevdiklerime, dostlarıma teşekkürler... Başarılarınızın devamını diler, aynı performansı 2010 için de göstermenizi önemle rica ederim:)



Hediyelerimizi açmanın verdiği çoşku seliyle, TV karşına minik bir masa daha hazırladık sonra. Yeniyıl pastamızı da o arada kestik. Tüm insanlar için sağlık, mutluluk ve sevgi dilekleriyle:)

Vee... pencerimize gelen bir sokak kedisiyle "merhaba" dedik 2009'un ilk sabahına... İçime dalga dalga yayılan huzurun adı; Mutluluk. Sonsuz bir mutluluk... Sevgili Nilambara mimlemiş beni, "Mutluluk nedir? diye soruyor. Mutluluk işte budur! Ne geçmişte ne gelecekte... Tam da içinde bulunduğumuz her anda... Olmak istediğimiz ve seçtiğimiz her yerde...
Penceremdeki kediyi mimliyorum bende:) Sevgili tekir söyle bakalım mutluluk nedir? Sen de mutlu musun benim gibi?

Kedi: "Mutluluk varoluşun özüdür"
-Sigmund Freud, mutluluğun bir masaldan ibaret olduğunu iddia ediyor. Hayatı biraz daha rahat hale getirebiliriz, mutsuzluğu biraz azaltabiliriz, hepsi bu. İnsan asla mutlu olmaz, diyor
Kedi: "Ağaçlara, kuşlara, çiçeklere, yıldızlara bakarsan yaşamın mutlulukla parladığını görürsün. Mutluluğun varoluşun özünde olduğunu farkedersin. Etrafına gören gözlerle bir bak, mutsuz olan sadece insan"
-İnsanın diğer canlılardan farklı olarak bir bilinci var ama!
Kedi: "İyi ya, iki seçeneğin var o zaman. Ya mutlu olacaksın yada mutsuz. Ne olursan ol, bu senin özgür iradenle yaptığın bir seçim olacak üstelik! Çiçekler böcekler mutlu. Mutsuzluk nedir bilmiyorlar, çünkü bir seçenekleri yok. Doğal olanı yapıyorlar sadece. İnsan mutlu veya mutsuz olmakta özgür."
-Eğer mutlu olmak sadece seçmekle ilgili ise insanlar neden hep mutluluğu arayıp duruyorlar?
Kedi: "Mutluluğun, koşullara ve maddeye bağlı olmadığını anlayan henüz çok az insan var, ondan"
-Dünyada mutsuzluğa neden olacak onca acı yaşanırken, nasıl mutlu kalabiliriz ki?
Kedi: "Yaşam iki uç arasında gider gelir. Hem kış hem yaz, hem gece hem gündüz, hem hüzün hem mutluluk... Bu iki uç arasında dolaşarak dengede kalmayı öğrenirsen, bir çift kanatların olur, seni gökyüzünün farklı katlarına uçuran..."

Mutluluğa kanat çırpanlardan olmanız dileğiyle...


21 yorum:

Nilambara dedi ki...

Sevgili :)den,
Özletmiştin, beklettiğine değdi :)

Pencerendeki güzel kediyi iyi ki mimlemişsin, ne hoş açılımlar getirmiş ;)
ve resmi de çok güzel...
buarada Merlot'nun tıpasına bayıldım :)

Tam da içinde bulunduğun her AN'ın "mutluluk" seçimlerinle dolu olsun...

sevgilerimle...

Nil dedi ki...

Uçan Martı yine kanatlandırıp, uçurdun göklere...
Mutluluğun tarifi yok derler
bir de:)
2009'a sağlık, mutluluk ve neşeyle girmen ne güzel. Bütün yılların birbirinden güzel geçsin demek bu yazıya yakışmaz! Sen zaten yaşam testinde mutluluk şıkkını seçenlerdensin:)
Yeni yıl sofranız çok şık. Bir de şarap tıpacını çok sevdiğimi özellikle belirtmeliyim.
Sevgiler, selamlar...

Basak dedi ki...

Sevgili :)den hayata yaptığın bu anlamlı katkılarının hep hep devam etmesini diliyorum.

Damak Tadı dedi ki...

Sevgili Martı'm..

Yine tebessümler kondurdun yüzüme,yine mutluluk verdin yazdıklarınla,yine sevgiyi aşıladın pencerendeki kedi hissiyle..Ne tatlısın sen..!Hep böyle mutlu kal..

Cicilerin çok şık ve çok güzeller..Hepsini iyi günlerde mutlulukla kullan..Masanızda size yakışır şekilde hazırlanmış..Dilerim 2009 yılı hep aynı çoşkuyla geçer..

Benimde gözüm Merlot'un tıpasına takıldı..Ne hoş şeymiş o öyle..))Merlot'a da çok yakışmış ayrıca..))

Yine harikasın ve hep böyle kal tatlım..Güzel yorumun çok iyi geldi bana canım Martı'm..


Kocaman sevgilerle..

Tijen dedi ki...

Nice yeni yıllara tüm sevdiklerinle birlikte gir sevgili martı!

bocuruk dedi ki...

Gülden'ciğim,
Yazılarının yayınlandığı an mail listeme gelmesi harika:) Şu sıralar buralara uğrayamıyorum zira. Enfes yazmışsın her zamnki gibi. Mutlu yeni yıllar!
Sevgilerimle...

Hülya dedi ki...

Yeni yılın ilk sabahı pencerenize gelen kedi ne güzel cevaplamış, mutluluk nedir? sorusunu. Kendi içinizden gelenleri bir kedi aracılığıyla aktarmanız yazınıza renk katmış. Severek ve bol bol düşünerek okudum.
Size gönderdiğim özel e-postada da yazdığım gibi keşke daha çok konuşan kedi yazılarınız olsa yaşamın inceliklerine dair...
Kendinizi saklamayın lütfen. Biliyorum ki yazdıklarınızdan çok daha fazlası var sizde.
Mutlu anlar...

Ebru dedi ki...

Güldencim ne güzel yazıp, nasıl güzel ifade etmişsin içindekileri. Blogunu severek takip ediyorum. Böylesine yalın ve içten duygularını bizlere aktardığın için de çok teşekkür ediyorum. Sevgiler...

Emel dedi ki...

Son zamanlara sık sık düşündüğüm bir konuydu mutluluk. "Allahım neden ben bir türlü mutlu olamıyorum?" diye hem kendime hem de yakın çevreme sorup duruyordum. Arkadaşımın önerisi üzerine ilk kez ziyaret ettim blogunuzu ve donup kaldım mutluluk üzerine yazdıklarınız karşısında. Mutluluğun bir seçimden ibaret olduğunu söylüyorsunuz. Peki nasıl oluyorda mutsuzluğu seçiyorum sürekli? Halbu ki mutlu olmak istiyorum. Onca acıdan sonra mutluluğu hakettim fazlasıyla aslına bakarsanız. Hayat herkese adil davranmıyor bana kalırsa. Yine de yazdıklarınızı okumak beni çok rahatlattı. Tuhaf bir huzur kapladı içimi, hatta gülümsedim bile:)
Selamlar...

sufi dedi ki...

Mavi bileziğini göremedim fotoğraflarda.Bir de kediyi içeri almak lazım gibi geldi bana.Tüm hediyelerini en güzel günlerde kullan.Daha doğrusu her günün en güzel olsun sevgiler dilek.

:)den dedi ki...

Nilambara
:)Tıpayı yıllar önce İngiltere'den almıştım. Ben de bayılarak kullanıyorum.

Nil
:)Mutsuzluğu bilmeden mutluluğun ne demek olduğunu bilmiyor ki insan.Ben mutlu olarak şükretmeyi tercih ediyorum diyelim.

Başak
:)Hepimizin kendine göre hayata yaptığı bir katkı ve hizmeti var. Hepsi de eşsiz güzellikte...

Damak Tadı
:)Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim. Lafın gelişi olsa da "hep böyle kal" demek, hep olduğu gibi kalmaz insan, değişir. Değişmek güzeldir aslında...

Tijen
:)Teşekkürler...

Bocuruk
:)Gönderdiğin birbirinden değerli e-mailler karşılıksız kalmamalıydı değil mi ama?

Hülya
:)Herkes göründüğünden daha fazla belki de!

Ebru
:)Paylaşımlarımı kucaklayan birilerinin olduğunu bilmek bile büyük mutluluk benim için.

Emel
:)Mutluluğun hakkın olduğuna inandığın içindir belki de mutsuzluğun. Yaşam bir hak değil, armağandır sevgili Emel. Yaşamın içindeki "herşey" birer armağandır.

Sufi
:)Mavi bilezik fotoğrafta var. Görünce mutlu olacaksanız, hemen yerini tarif edeyim. Kutunun en önündeki takvim saatin üzerinde sırıtan 3 kafadan ortancasının boynunda! O kafa beni simgeliyor üstelik:) Kediyi ise dert etmeyin. O güvende. Camdaki damlacıklar, sıcak ve soğuk hava çarpışmasının pendeki izdüşümleri yalnızca.

Haşim dedi ki...

Yazınız hakkında bir kaç kelam edecekken gelen yorumlara da bir bakayım dedim. Sonra verdiğiniz cevapları okudum. Çok hoşsunuz ve de nezaket sahibi. Son derece absürt bir soruyu bile noktası virgülüne cevaplamışsınız.
Tek zilli, 3 saatle akıp giden zamanın nostaljisini niye kimse görmüyor acaba? Sıradanlıkların içine serpiştirdiğiniz tüm güzellikleri görebildiğim için MUTLUYUM Uçan Martı!

Yolcu dedi ki...

Herkes kendi kadar konuşur, yazar, çizer, okur...
Ben de böyle bir yorumla katılmak istedim aranıza:)

pel!n dedi ki...

Güldencim senin bloğunun yenilediği ben listemde göremiyorum ne yazık ki,şimdi tekrar silip tekrar ekleyeceğim..

Neyse gelelim kaçırdıklarıma :) Çok hoş bir şekilde yeni yılı karşılamışsınız eşinle.Allah nice güzel seneler yaşatsın size.. Sofra ışıl ışıl,vallahi o muzip mantar benimde çok hoşuma gitti :))

Hediyeler ise harika,hepsi çok değerlidir eminim..iyi günlerde kullan ... Mim cevapları yine içime dokundu..

Sevgilerimle..

Maviye Yolculuk dedi ki...

Doğru mutsuzluk yada mutluluk sadece bir seçenek.KEndimiz karar veriyoruz.Biz de yılbaşını evde geçirdik. Daha keyifli geldi. İyi seneler...:)

serpil dedi ki...

Gülden'ciğim;içindeki mutluluk duygusunu yazıların ve görsel malzemelerinle çok güzel yansıtmışsın.Mutluluk ışığını blogun sayesinde bizlere ulaştırdığın için teşekkürler...

hepsusluydum dedi ki...

Güle güle kullan cicilerini sevgili :)den..Mutlu olmak ne kolay değil mi? Hatırlanmak yeterli :) Sevgilerimle Zehr@

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

ben bu yazıyı yine görmemişim ama olur mu hiç?
harikasın yine her zamanki gibi arkadaşım,her şey harika olmuş,masanız da çok cici.hediyelerin de pek güzel.ama en çok şişenin tıpasına takıldım desem,çok şekermiş.
umarım bu yıl mutluluk peşini hiç bırakmasın ama daha sık yaz emi,özletme kendini
sevgiler

gezicini dedi ki...

ilk defa geldim buraya, sayfama yaptığınız yorumla. çok güzel bir yazı ve fotograflarla karşılaştım. elinize sağlık.
yine görüşelim olur mu?
sevgiler
gorki

Nilambara dedi ki...

Sevgili Gülden, geç farkettim geç öğrendim :(
ne yazık ki yüz yüze gülümseme fırsatını kaçırmışız, "bir iğne bin emek"te aynı havayı soluyupta göz göze gelememek üzücü oldu...

ne hoş değil mi, yollar biz farkında olmasak ta bir şekilde kesişiyor... :)

Dost dedi ki...

Mutluluğun anahtarı bir yerlerde gizli aslında...Onu bulmak isteyince,(çocukken bayramda saklanan çikolataları bulur gibi)pekala buluyoruz.Aslında o anahtarıda biz gizliyoruz galiba.Biraz cesaret anahtar taşın altında...GÜLDEN,yorumu gönderebilirsem ne mutlu bana...