
Sabah penceremizin buğusunu silince birden bire içimdeki çocuk uyandı.
"Babaanneeee koş, kar yağmışşş!.."
-Desene sana gökten oyuncak yağmış! ..
"Kartopu oynamaya çıkayım mı? Söz, üşütmeden dönücem. Balık yağımı da hemencecik hüüp, diye, yutucam.."
"Kartopu oynamaya çıkayım mı? Söz, üşütmeden dönücem. Balık yağımı da hemencecik hüüp, diye, yutucam.."
Beni babaannem büyütüyor o dönem. Ona kalırsa hiç büyümüyorum. Sıskayım biraz... Eğer bana düzenli olarak balık yağı içirirse, rahatlıkla gelişip serpileceğime yürekten inanıyor. Ecza dolabında ilaç yerine şişe şişe balık yağı dizili. Her sabah burnumu sıkıp ağzıma koca bir kaşık balık yağı atıyor. Ardından da midem bulanmasın, çıkarmayayım diye bir-iki dilim mandalina tıkıştırıyor, kaşla göz arasında. Saf balık yağının o kadar berbat bir kokusu ve tadı var ki, içim almadığından mütemadiyen kusuyorum.
"Ben de büyümesem ne olur sanki" diye soruyorum kocaman nemli gözlerle.
-Olmaz saksı gülüm, olmaz, diyor.
(Naifliğimi hissettiği zamanlarda hep "saksı gülüm" derdi. Göz göze geldiğimiz anlarda da "Emel Sayın'ım", diye severdi:)
(Naifliğimi hissettiği zamanlarda hep "saksı gülüm" derdi. Göz göze geldiğimiz anlarda da "Emel Sayın'ım", diye severdi:)
Balık yağının içimi kolay kapsülleri de vardı ama, zor olan, babaannemi buna inandırabilmekti:) Hem ne belliydi o sarı kapsüllerin içinde gerçekten saf balık yağı olduğu?.. Zoru sevdiği kadar şüpheciydi de, benim sevgili babaannem... Bir elinde kaşık dolusu balıkyağı, bir elinde mandalina, sabah akşam peşimden koşardı... Taa ki kar yağıncaya dek...
KAR yağınca...
Hiç nazlanmadan "hüüpp" diye içiverirdim balık yağımı...
Babaannem maviş atkılar, şapkalar, eldivenler örerdi bana, çıtır çıtır yanan sobanın yanında...
Mavilerle sarıp sarmalandığımda, ellerim morarana kadar kartopu oynar, kayar, kardanadam yapardım arkadaşlarımla sokakta...
Soğuktan iyice kızarmış gülen yanaklarla arka arkaya zile basardım...
Bir tabak bembeyaz karın üzerine pekmez döküp yedirirdi önce babaannem...
Sonra elinde bir kese kağıdı kestane ile dönerdi eve dedem...
Gürül gürül yanan sobanın üzerinde kestaneler bir güzel kızarırlardı. Kabukları ayrılırken çıt çıt sesi duyulur ve o harika kestane kokusu kaplardı her yeri. Kızaran kestaneler maşayla ters çevrildikten bir süre sonra, "Terlesin de kolay soyulsun" diye gazete arasına alınır ve beklenirdi. Ben sabredemez, elimi, dilimi yaka yaka yemeye başlardım...
İçimi derin bir huzur ve mutluluk kaplardı... Öyle çooook kar yağsın ki biz evden tünel kazarak çıkalım isterdim:) Sobanın yanı başında yorgunlukla, bir kedi gibi kıvrılıp uyumadan önce sorardım babaanneme:
"Kar nerden yağıyor?"
"Kar nerden yağıyor?"
-...ıhmmm...
-Sen uyurken dün gece, gökyüzündeki yıldızlar usulca indiler yere...
Ben uyurken dün gece, yine gökyüzündeki yıldızlar usulca inmişler yere... Ankara'da mevsimin ilk kar tanecikleri düşmüş evlerin çatılarına, ağaçlarına...
Toprağa can, çocuklara oyuncak, kente fondoten; kimine sefalet, kimine mücadele edilecek zorlu bir engel, kimine de yeni yıla sayılı günler kala kırmızı rujlu bir kardankadın olmuş kar...
Toprağa can, çocuklara oyuncak, kente fondoten; kimine sefalet, kimine mücadele edilecek zorlu bir engel, kimine de yeni yıla sayılı günler kala kırmızı rujlu bir kardankadın olmuş kar...
KAR...
Beklemektir; elini acıtan; sıcağa ulaşmak için...
Ya da
Babaannenin nefesidir ensende; dedenin çıtır çıtır kestaneleri...
Hep üşütür kar, içimizi ısıtırken...
Kar tanesi mi, babaannenim balık yağı içirip, beni büyütme hayali midir içimi ısıtan?..
Ya gözlerimi yaşartan ne?...
16 yorum:
:)dencim, peki benim neden gözüm yaşlandı? Kaleminin gücünden olabilir mi? Sevgilerimle Zehr@
özlemek.. burnunu sızlata sızlata özlemek..bir daha asla hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını bilmek çok derin özlemek..
ben çok özledim okurken..
Senin babaanne,benim ise anneannemdi bize güzellikleri yaşatan.. :)den'cim ne şanslıymışız ki,hafızamızı mutlu anılarla dolduran çocukluk yaşamışız büyüklerimizin sayesinde...
Fotoğrafların ve kelimelerinin her biri ayrı güzel...Çok güzel...
"-Desene sana gökten oyuncak yağmış! .." ne güzel bir sözdür bu...
babaannelerimiz, anneannelerimiz ne bilge annelermiş "saksı :)ü", böyle güzel sözleri nasıl da güzel bulup çıkarırlarmış...
çok büyük şükür ki böyle güzel anılarımız var, zaman zaman çıkıp gözlerimizi yaşartan :)
pamuklar içinde özenle sakına sakına büyütülen bir torunu "saksı gülü"nden daha güzel ne ifade edebilir?..
Sevgilerimle :)den, :)
Dün gceden beri Ankara'ya öyle bir kar yağıyor ki böyle giderse evden tünel kazıp çıkmamız gerekecek:)
Bir doğa olayı ancak bu kadar duygu yüklü ve güzel gözlemlerle anlatılabilir.
Benim de gözlerimi yaşartan ne acaba?
Her kar yağdığında çocukluk anılarımız canlanır,o günlere geri döneriz.Gülden'ciğim ne güzel amlatmışsın o özlem,sevgi dolu masumiyet günlerimizi.... Çektiğin fotoğraflar çok hoş..Karkadınada bayıldım....
Babaanne sevgisini tatmadım ama anneanne sevgi ile büyüdüm bende..Yazdıklarını okuyunca eskilere döndüm ve yaşadıklarımı hatırlayıp buruk bir mutlulukla hüznü yaşadım,yaşıyorum..Sanki gözlerim buğulandı ekran karşısında..Olsun güzel yaşlar bunlar,anlamları var hiç değilse,içten ve çoşkulu olmaya başladılar..))Özlemişim canım ben bir çok yaşanmış güzel anılarla dopdolu günlerimi..
Sen iyi ki varsın..!Senin kalemine ve o engin gönlüne sağlık güzel martı'm..Seviyoum seni gönülden uzaklarda olsam da..)
Sevgilerin ve mutlulukların en güzelleri hep yanında olsun..
Işıl ışıl, güzel bir yıl diliyorum sana,ailene ve tüm sevenlerine..))
Sevgili "saksi Gulu"..
Nasil guzel bir ankara'da kar tarifiydi o.. ne cok ozlemisim Ankara'yi, kari, sicak saraplari, dedemanin arkasinda kar yagisini seyrederek icilen mercimek corbalarini..
Yoksa gozlerim, bana kendi cocuklugumu da hatirlatan babanne-dede oykusunden mi yasardi acaba?
Çok ağlattın beni Uçan Martı hem de çok... ama mutluluktan, özlemden, asla kederden değil!
İşte bu yüzden yazdıklarını okumayı seviyorum. Ağlarken bile içime hep umut ve mutluluk hissi verdiğinden.
"Mutluluk, sağım solum önüm arkam sobe" başlıklı bir yazın vardı mesala hala unutamadığım. Tüm arkadaşlarıma hatta eşime okuttuğum.
Bu da işte öylesine beni derinlerden yakalayan bir yazı yine.
Seninle tanışmayı, sohbet etmeyi istiyorum. Kimbilir belki bir gün yolun adalara düşer...
Karda yüzen balıklarım var benim de. Gözlerimdeki kristaller o günlerin anılarından.
Hoşçakal Uçan Martı...
NALAN
tüm günü muhtelif sebeplerler ağlayarak geçirmiş ve ağlamaktan artık gözleri görmez hale gelen ben,bir an nefes alayım diye ekran karşısına geçtim.geçtim ki ne göreyim bugünkü ağlama kapasitem dolmamış,biraz da sana ağladım.anneannemi düşündüm ben de.o bana kıyamaz,dışarı yollayamaz hasta olrum diye balkona yağan karları koaca bir leğen içinde evin içine alırdı.hem de tam sobanın yanına:)
''işte burda oyna sıcak sıcak'' derdi.Allah ona uzun ömürler versin,eğer babaannen sağ ise ona da sağlıklı ömürler inşallah.
balık yağı mevzuu ise ayrı bir meseledir.aynı terane bizde de vardı,dayım almanyadan getirirdi teneke teneke.ama bakıyorum da şimdi ben de aynı şeyleri küçük adama yapar oldum:)
sevgiler
AYYYYY ÇOK DUYGULANDIMMMM....NE GÜZEL YAZMIŞSIN,YÜREĞİNE SAĞLIK,AMA BENDE KAR İSTİYORUM:((( HER ALLAHIN GÜNÜ CAMA YAPIŞIP BÜGÜNDE KAR YAĞARMI DİYE UMUTLANIYORUM...AMA NERDEEEEE EGEDE KAR!!!!!
AYRICA ZİYARETİN VE GÜZEL YORUMLARIN İÇİNDE TEŞEKKÜR EDERİM SANA CANIM....SEVGİLER.
Ankara yine bembeyaz yaklaşık 2 gündür incecikten yağan, toz karla kaplı başkentimiz. Yeni yıla kar ile girmenin heyecanı var bünyelerde. Kimimiz için çok sıradar bir doğa olayı, yağış şekli ama kimimiz için de, "soğuk/sıcak" çelşkisinin, zıtlığının güzelliği...
Kar, sizin gibi benim de üşütürken, içimi ısıtır. Soğugun içinden geçen sıcağı hissetmenin huzuru-mutluluğudur bu.
Sizi okurken benim de içim ısındı. Hatta bir iki damla da yaş süzüldü yanaklarımdan.
Biten yılın son gözyaşları, dedim kendime. Kıymetini bil!
Bir de ağlamak güzeldir... Hele böylesine:)
Teşekkürler...
Saksı Gülüm derdi demek babaanneniz. Ne güzel, ne anlamlı, ne duygu dolu bir benzetme değil mi?
O cümleden sonra göz çevremdeki musluklar açıldı. Habire akıyor... Çocukluğun o masum anılarını anımsamayı öyle çok özlemişim ki meğer.
Penceremde kar, elimde bir kupa dumanı tüten kahvem, dizlerimde battaniyem çocukluk anılarımın filmini izlemekteyim hafızamın banttan yayın ekranından.
Eminim bu filmi görmüştünüz:)
Ben de "çiçeğim" diye seviyorum minik kızımı,gözlerimiz birleştiğin de ise "boncuk gözlüm" diyorum miniğime...
senin çocukluğunu senden dinlerken hep kızımı dinledim sanki farklı bir yürekten,yüreğine sağlık....
yıllar sonra geriye dönüp bakınca mutluluktan burnunun sızlaması,gözlerden bir kaç damla yaş akması...ne kadar şanslısın (şanslıyım)
sevgiler...
Bayıldım bu cümleye; sana gökten oyuncak yağmış :)))
Gerçekten de öyleydi.yağsın diye dört göz beklerdik. Şimdi de oğlumla beraber bekliyoruz yağsında çıkıp oynayalım diye :)))
Beni de çocukluğuma götürdün. Bütün gün sokakta oynar sonra üşüyen ellerimizi sobada ısıtırdık.Baştan aşağıya ıslanırdık.Üşürdük ama içeri de girmezdik girersek çıkarmazlardı bir daha... Kalemine sağlık canım.
Bugün İstanbul'da da ara ara yağıyor. Kar ı çok severim ama içim de acır. Acaba herkes ısınıyor mu? şu an soğukta olan var mı diye de çok düşünürüm. Mutlaka vardır.Allah herkese yardım etsin.
Yeni yılın kutlu olsun canım. 2009 yılı sağlık,huzur,bereket,bol kazanç ve sevgi dolu günler getirsin :))
Sevgiler...
Ben de çok içtiğim balık yağlarını hem de anneannemin elinden :)))
Süper fotolar süper anlatım.
Sağlıklı ve mutlu yıllar dilerim
Yorum Gönder