
Deniz kıyısından taş toplarken tuhaf bir şey olur. Önce en beyazları toplamaya başlarım; her ne demekse en “kusursuz” olanları…
Gözüm taşlara alıştıkça sarı damarlıların da güzel olduğunu düşünürüm. Yeşil damarlılarda hiç fena değildir aslında. Esasında sarı taşlar da güzeldir. Şu benekli de çok şaşırtıcı değil mi? Derken en sıradan gri taşlar çok enteresan görünmeye başlar gözüme. En sonunda aslında bütün taşların olaganüstü güzel olduğunun farkına varırım! Gözüm taşların kıymetini anlar. Böylece kabul eder taşlar beni kendi dünyalarına.
Bir taşın on adım ötede duran aynı renkteki kardeşini bulurum, bir başka taşın kırılmış yarısının ayrıldığı sevgilisi olduğunu hayal ederim, aynı renkteki daha büyük bir taş da annesidir belki de! Tam taşlardan biri kadar tanımışken onları bir ses;
“Haydi gitme vakti”
Taşların dünyasından insanların dünyasına geri dönme vaktidir. Kucağımda taşlar ve karmaşık kocaman dünyayla sese doğru döndüğümde birden bütün hikaye parça parça dökülür eteğimden. Artık anlatılacak bir şey kalmamıştır. O yeşil taşı neden aldığımı, sarı damarlıları neden sevdiğimi, şu aptal gri taşı neden enterasan bulduğumu, bir taşın sevgilisi olabileceğini nasıl hayal ettiğimi asla anlatamam.
Büyümek, bütün “hakikatli kıymetler sistemini” terk etmek zorunda bırakıyor bizi. Oysa hayatımın sonuna kadar gri bir taşa bakıp şaşıracağım günü arayacağım. Bu bilgeliği yeniden bulmak için nafile uğraşacağım belki de!
Şimdi anlıyorum Picasso’nun en son resimlerinin çocuk resimlerine benzemesinin nedenini. Gri bir taşa bakıp şaşırma bilgeliğine geri dönmek ister yalnızca…
Bu yüzden dehadır.
Bir çocuk gibi olabildiği için!
Gözüm taşlara alıştıkça sarı damarlıların da güzel olduğunu düşünürüm. Yeşil damarlılarda hiç fena değildir aslında. Esasında sarı taşlar da güzeldir. Şu benekli de çok şaşırtıcı değil mi? Derken en sıradan gri taşlar çok enteresan görünmeye başlar gözüme. En sonunda aslında bütün taşların olaganüstü güzel olduğunun farkına varırım! Gözüm taşların kıymetini anlar. Böylece kabul eder taşlar beni kendi dünyalarına.
Bir taşın on adım ötede duran aynı renkteki kardeşini bulurum, bir başka taşın kırılmış yarısının ayrıldığı sevgilisi olduğunu hayal ederim, aynı renkteki daha büyük bir taş da annesidir belki de! Tam taşlardan biri kadar tanımışken onları bir ses;
“Haydi gitme vakti”
Taşların dünyasından insanların dünyasına geri dönme vaktidir. Kucağımda taşlar ve karmaşık kocaman dünyayla sese doğru döndüğümde birden bütün hikaye parça parça dökülür eteğimden. Artık anlatılacak bir şey kalmamıştır. O yeşil taşı neden aldığımı, sarı damarlıları neden sevdiğimi, şu aptal gri taşı neden enterasan bulduğumu, bir taşın sevgilisi olabileceğini nasıl hayal ettiğimi asla anlatamam.
Büyümek, bütün “hakikatli kıymetler sistemini” terk etmek zorunda bırakıyor bizi. Oysa hayatımın sonuna kadar gri bir taşa bakıp şaşıracağım günü arayacağım. Bu bilgeliği yeniden bulmak için nafile uğraşacağım belki de!
Şimdi anlıyorum Picasso’nun en son resimlerinin çocuk resimlerine benzemesinin nedenini. Gri bir taşa bakıp şaşırma bilgeliğine geri dönmek ister yalnızca…
Bu yüzden dehadır.
Bir çocuk gibi olabildiği için!
30 yorum:
İçimizdeki çocuğu yaşatabilmek en güzeli..
Bizde çocuklarla sık sık deniz kenarından taşlar toplarız hatta en beğendiklerimizi vernikledik ve magnet yaptık :)
Yüreğine sağlık..
bu yazinla tekrar kalbimi fethettin Gülden..
Evimde denizden toplanmiş taşlar, üzerlerini boyadım çoğunun.. benimde taşları avucuma alırken düşündüklerim, seninkilere benzer..Hepsinin pürüzsüz bir şekle dönüşüp, kıyıya vurana kadar ki izlerini takip ederim..Benimle yaşamak isteyeni, kucağımda diğerleriyle taşırım..Şimdi balkonda dinleniyor çoğu...Ve her yeni bir yere gidenden taş isterim ben..Klimenjero'dan, Ağrı dağının zirvesinden, likya yollarından taşlarım vardır hediye gelmiş..
kendini cömertçe sunan tüm doğa harikalarına selamımız olsun,
hatıraları çoktur....
SVGLRRRRRRRRRR
Bu anlatımın üzerine sözlerimin eksik kalacağını hissediyorum. Kendi taşlarımı düşündüm, her yaz sahil kenarlarından üşenmeden, merakla, istekle topladığım, dönüş yolunda bagaja koymaya kıyamayıp kucağımda taşıdığım. Ama hep ne olurdu biliyor musun? Eve getirip kavanozlara, kutulara koyduktan sonra artık onları eskisi kadar sevmediğimi farkederdim üzülerek. Şimdi anlıyorum neden olduğunu. Onlar o engin, ışıl ışıl kumsallarda güzeldi, benim onları hapsettiğim o kavanozlarda, kutularda değil. Çocukluk hayal gücüme o kumsallarda arkadaşlık ediyorlardı. Bir adımda kendimi kumsala atabileceğim bir evde yaşamak istemem de bundan mıdır acaba?:)
aynı renkteki kardeşini bulurum, bir başka taşın kırılmış yarısının ayrıldığı sevgilisi ...
Hayal gücü nelere kadir (:
Ama taşlar arasında sizin kurdugunuz ilişkiyi ben deniz kabukları ile kurardım :))
Büyümek, bütün “hakikatli kıymetler sistemini” terk etmek zorunda bırakıyor bizi.
Sancılı oluyor ne yazık ki büyümek ... Ve sürekli devam ettiği için bu acıya alıştırıyor bir yerden sonra farkındalığımızın farkına bile varamaz oluyoruz ...
İçimizdeki çocugu ne kadar yaşatmak istersek isteyelim ne yazık ki hayat şartları büyümeye itiyor bizleri ...
Sevgiler ...
güldencim ben de bayılırım taa çocukluğumdan beri kumsalda taş ve deniz kabuğu toplamaya.evin bilumum yerlerinde de mutlaka gözümün önündedir.
Eskiden bende toplardım. Akvaryumum vardı onun içine koyardım topladıklarımı sonra balıklarla birlikte taşları da seyretmeyi severdim.
Artık toplamıyorum.Onları deniz kıyısında görmeyi daha çok seviyorum.
Babamdan deniz kabuğu istemiştim. Babam da denizden çıkarmış bana:)
Şimdi evimin bir çok köşesinden bana bakıyorlar sevimli halleriyle... Arada bir de kulağıma tutarım denizin o özlediğim sesini duyabilmek umudu ile :))
Sevgilerimi gönderiyorum.
Nasıl bir yazı bu, insanın ta yüreğine işliyor. Nasıl bir geçiş çocukluktan büyümeye bu güzel ve duygulu bir anlatımla.
Tadına varılmaz bir yazı. İki kere okudun, Ve o çoook eski günlere gidip gelip.
Yüreğine sağlık
Sevgilerimle...
merhaba(benden size zarar gelmez yani;)
En kısa zamanda yeni yazılarınızı ve resimlerinizi sabırsızlıkla bekliyor olacağım.Lütfen bizi mahrum bırakmayın.Tavsiye edebilceğiniz başka kitaplar varsa paylaşırsanız sevinirim.Anladığım kadarıyla kitap okuyorsunuz başka neler yapıyorsunuz ufku geniş birisiniz bu eksik bir ifade olabilir aslında çok iyi ifade edemiyorum he donanımlısınız yani manevi anlamda kendinizi geliştirmekte nelerden ilham alıyorsunuz merak ediyorum.
sevgili gülden
bazı cümleler aklımda kalsın diye bende birkaç kez okuyorum yazılarını - keyifle
ben küçük taşlar toplayıp balıklar yapıyorum - suntaya yapıştırınca güzel oluyor:)
Sevgili uçan martı yazı yine çok güzel..Kelimeleri ahenkle sıralayı çok iyi başarıyorsun..
Tşkler..Yazmayı pek beceremesemde ilgiyle okuyorum genelde bütün yazıları..
Kitap okumayıda çok severim..Geçen Antalya'ya geçmeden Anamur'da kamptayken 6 günde 3 kitap okudum..Kimlerdi onuda yazayım adı yabancı jane soyadını hatırlayamadım aşk ve gurur,reşat nuri güntekin'in kızılcık dalları ve sevgili jülide gülizar'ın ah baba ah ! kitabı..
Taşlara gelince bence hayatın parçası irili ufaklı..
Tşkler sevgiler..
demek herkese aynısı oluyor...
Ama ifade şekli ve farkındalık muhteşem. Tebrikler...
Merhaba Güldenciğim,
Bende her gittiğim yerden muhakkak toplarım taş ve de tabii o mini minnacık deniz kabuklarını...Özellikle de en minikleri çok hoşuma gider, inanılmaz şirin oluyorlar...
Anlatımına, yüreğine sağlık canım,
Sevgiyle kal,
:denciğim merhaba..nesnelerin, duygularımızla etkileşimi ancak bu kadar güzel yazıya dökülürdü..kalemine sağlık..Sevgilerimle Zehr@
Sevgili Pelin; demek istediğim bu aslında "İçimizdeki çocuğu yaşatabilmek..."
Sevgili Burcu; sen de benim kalbimi çoktan fethettin "döven" yazılarınla:)
Sevgili Nunu; benden de sana selam olsun;)
Sevgili Zeren; söyleyeceğin, yazacağın her sözcük çok kıymetli bilesin.
Sevgili Elif; bu "hayat şartları" denilen Picasso için de geçerliydi öyle değil mi? Önemli olan yaşamın neresinde durmak, ne öğrenmek istediğin sanki!
Sevgili Yasemin; neden deniz kabuklarını, taşlarını toplamak ister her insan acaba? Dünyanın dört bir yanında aynı davranış kalıbını sergileyen milyarlarca insan olması biraz tuhaf değil mi?
Sevgili Zerrin; ben de sana sevgilerimi gönderiyorum.
Sevgili Yaşamın Kıyısında; ben de sizin yazılarınızı aynı keyifle okuyorum. Teşekkürler...
Ben başlığın güzelliği, derin manası içinde kayboldum yazıyı bırakın bir kenara!
Picasso'nun son dönem resimlerindeki çocuk naifliğini, hangi sanatsal estetik verebilir? İçinde çocuk gözleri olmayan nasıl görebilir o resimleri? Kimi için sadece "fark" yaratabilme duygusunun fırça darbeleri o resimler, kimi için de resim sanatının ulaştığı zirve!
Çok güzel yazmışsın Gülden'cim, zevkle okudum.. Ben de her yaz tatilinde bir poşet dolusu çakıl taşıyla dönerim eve, deniz kenarında çömelir, dikkatle taşları seyrederim, ve dediğin gibi hepsi güzel gelir, ardı arkasına torbaya atarım.. Güzeldir çocukluğa dönmek..
Sevgili İsimsiz; hobilerim arasında kitap okumak, sinemaya-tiyatroya gitmek, resim sergilerini takip etmek yoktur. Kültürel-sanatsal faaliyetleri hobi olarak görmem çünkü! Nelerden ilham aldığıma gelince, tabiki meleklerden. Herkes gibi:)
Sevgili Berrin, şu küçük balıkları (suntaya yapıştırılınca hoş olan) merak ettim doğrusu.
Sevgili Akasya Kokusu, nazik yorumun için çok teşekkürler...
Sevgili Bir Hayat Dolusu, bloguma hoşgeldiniz:)
Sevgili Düş Bahçesi, neden herkes aynı iç dürtüyle "taş" topluyor diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Sevgili Zehra; "Nesnelerin duygularımızla etkileşimini" Orhan Pamuk son kitabı "Masumiyet Müzesi"nde o kadar etkileyici bir dille anlatmış ki, kaçırmayın okuyun derim.
İşyerinde serin bir Ankara gününde yazını okurken kendimi bir deniz kenarında buldum...
Sevgiler
Çok büyük keyif alarak okudum yazınızı. Harika bir yazı, ellerine yüreğine sağlık.
Ne güzel anlatmışsın arkadaşım tüm güzelliklere şükür etmek gerek. Bu arada nazik davetin için çok teşekkür ederim. Ankara'ya yarın geliyorum, vakit bulurusam seve seve uğrarım.
Sevgiler,
Evren
Ben de öle garip şeyler hayal ederim:)
Acaba kavanoz bardağa gıcıkmıdır??
Tabak çatalla sevgili midir?
Deliyim sanıyodum ama herkes düşünüyomuş bişiler:))
Kumsaldaki taşlarla o kadar güzel bağlantılar kurmuşsunki, normalde o taşlara bakınca belki bir taşa bu kadar anlam yüklemezdik gerçekten çok güzel yüreğine sağlık:)
Kumsaldaki taşlar, bazen çok şey ifade ederler bana şekil ve rekleriyle..İçlerinde bir torba büyük okyanustan toplanmış taşlarım var ki,onların her biri ayrı değer benim için..Fakat annecik sevmediği için hep atıcam diyordu ve ben taşlarımı bulamıyorum..Ben onları taaa nerelerden alıp getirmiştim..)Salonun farklı yerlerinde farklı objelerle buluştururdum onları..Şimdi yoklar..((
Yüreğine sağlık..Bu kadar iyi zamanlama olamaz..((
Sevgiler..
:)denciğim sağol önerin için...okunmak için kitaplıkta sıraya girmişti bile :) Sevgilerimle Zehr@
GÜÇLÜ BİR KALEM YİNE
DEVAMINI DİLERİM
Gülden'cim özlettin kendini, yeni yazını sabırsızlıkla bekliyorum.. Kadir Gecen mübarek olsun..
sevgili uçan martı,
uzun zamandır yapmayı unuttuğum bişeyleri hatırlattı bu yazı taaa yüreğimde biryerlere işleyerek.teşekkür ederim...
merhaba, çok benzeşiyor yüreğimizden geçenler :)
Yorum Gönder