Herşey 32 yaşımda, 32 harfli Q klavye ile başladı.Bundan tam 124 gün önce.
Bir blog açtım. Adını; "Uçan Martı" koydum.
İsmimi :)den olarak yazdım. "Hakkımda" kısmını boş bıraktım. Her gün değişir ve yenilenirken bir bilemedin iki paragrafta özetleyemedim kendimi. Okur, kendi doldurmalıydı boşluğumu. Beni yazdım Uçan Martı'ya. Derin derin nefesler alarak, her anına şükrettiğim yaşamımı...Gözümden objektifime yansıyan hayatın izdüşümlerini de ekledim üstüne, sos niyetine... yaşama bir de benim açımdan bakın diye...
Sözcüklerimin arasına "sevgi" tohumları ektim. Bilirim ki her duygunun, her düşüncenin manyetik bir alanı var. Bu alan kendisini tamamlayacak, belirginleştirecek ve dengeleyecek bir diğer manyetik alanı çeker.
Efsunlu bir sözcük "sevgi". 4 ayda binlerce kişi Uçan Martı'nın an/ı/larını okudu. Gülümseyenler, düşünenler, mutlu olanlar, kendi an/ı/larını paylaşanlar, yorum yazanlar, dostluk mesajı bırakanlar derken... yüzlerini hiç görmediğim ama yüreklerini iyi bildiğim sevecenlerle doldu dört bir yanım.
Sonra bir gün...
32 harfli başka bir Q klavyeden, sevecen bir ileti aldım.
-Blog dostluğu böyle birseymiş demek ki diyorum. Tanımadan kelimelerden çıkarmak birilerini-anlamak ve bazen yüreğinize dokunduğunu hissetmek... Hazır Ankaradayken ikimizde, sizi bir gün- bir zaman güzel manzaralı bir yerlerde kahve içmeye davet etmek istiyorum.
Uçan Martı; Nazik davetinizi seve seve kabul ederim. Sizinle bir kahve içmeyi ve sohbet etmeyi çok isterim. Haberleşebilmek dileğiyle...Sevgiler...
Sözcüklerimin arasına "sevgi" tohumları ektim. Bilirim ki her duygunun, her düşüncenin manyetik bir alanı var. Bu alan kendisini tamamlayacak, belirginleştirecek ve dengeleyecek bir diğer manyetik alanı çeker.Efsunlu bir sözcük "sevgi". 4 ayda binlerce kişi Uçan Martı'nın an/ı/larını okudu. Gülümseyenler, düşünenler, mutlu olanlar, kendi an/ı/larını paylaşanlar, yorum yazanlar, dostluk mesajı bırakanlar derken... yüzlerini hiç görmediğim ama yüreklerini iyi bildiğim sevecenlerle doldu dört bir yanım.
Sonra bir gün...
32 harfli başka bir Q klavyeden, sevecen bir ileti aldım.
-Blog dostluğu böyle birseymiş demek ki diyorum. Tanımadan kelimelerden çıkarmak birilerini-anlamak ve bazen yüreğinize dokunduğunu hissetmek... Hazır Ankaradayken ikimizde, sizi bir gün- bir zaman güzel manzaralı bir yerlerde kahve içmeye davet etmek istiyorum.
Uçan Martı; Nazik davetinizi seve seve kabul ederim. Sizinle bir kahve içmeyi ve sohbet etmeyi çok isterim. Haberleşebilmek dileğiyle...Sevgiler...
Birkaç hafta sonra (Araya benim tatilim girdi çünkü) Arjantin Caddesi'ndeki Cafemiz'de buluşmaya karar verdik.Ardından birbirimizi nasıl tanıyacağımız telaşına düştük.
-Birbirimizi nasıl tanıyacağız? Çok komik, internette tanışıp flört eden tipler gibiyiz. Bir yandan çok heyecanlı bir yandan birbirlerinin neye benzediğini bilmez. Sonunda evliliğe karar vermeyeceğiz Allahtan:)
Uçan Martı; Gülmekten karnıma ağrılar girmeye başladı benim. Yahu ne komik bir şeymiş bu! İnternette aşık olup buluşmanın neresi romantik, bu tür çiftleri pek anlayamadım doğrusu:)
Birbirimize bir fotoğrafımızı gönderme kararı aldık nihayetinde!
Uçan Martı; Tepemde hare olan, beyazlar içinde bir fotoğrafımı gönderiyorum. Ben bir meleğim sakın korkma:)
-Ben de doğum günü resmimi yolluyorum. Sarı olan benim. Genelde sarı giymem,siyah severim... Sen ise kesinlikle meleksin, kanatlardan çıkarırım artık:)
Vee mutlu son...
Yağmurlu bir günde Cafemiz'de buluştuk. Görür görmez birbirimizi tanıdık. Hani bazı insanlar vardır sözcüklerinden, yüreğinden, ruhundan tanıdığınız... Hiç görmediğiniz ama varlığını hep hissettiğiniz. Yıllardır neredeydin dediğiniz... 40 yıllık eski bir dost gibi muhabbetle birbirinize sarıldığınız... İşte öyle bir buluşma oldu bizimki. Kanatlarımızı çıkaran...
-Ben de doğum günü resmimi yolluyorum. Sarı olan benim. Genelde sarı giymem,siyah severim... Sen ise kesinlikle meleksin, kanatlardan çıkarırım artık:)
Vee mutlu son...
Yağmurlu bir günde Cafemiz'de buluştuk. Görür görmez birbirimizi tanıdık. Hani bazı insanlar vardır sözcüklerinden, yüreğinden, ruhundan tanıdığınız... Hiç görmediğiniz ama varlığını hep hissettiğiniz. Yıllardır neredeydin dediğiniz... 40 yıllık eski bir dost gibi muhabbetle birbirinize sarıldığınız... İşte öyle bir buluşma oldu bizimki. Kanatlarımızı çıkaran...
Sevgili dostumun günün anısına bana bir de sürprizi vardı, kocaman gülümseyen bir poşette.. Gülen yüzün içinden, kalpciklerle donatılmış ve üstüne çiçek iliştirilmiş bir hediye paketi çıktı. Şaşkınlık, heyecan, merak ve mutluluk içinde hediyemi açtım.
Armağanım; Şili'li yazar Luis Sepulveda'nın 12 dile çevrilen, birbirinden çok farklı iki canlının bir arada yaşamasının ve birbirini sevmesinin öyküsünü anlatan bir çocuk kitabı. "Martı'ya Uçmayı Öğreten Kedi"... "Şanslı" olduğum bir gerçek:)
Günün sonuna doğru sevgiyle vedalaşıp ayrıldık, tekrar buluşmak dileğiyle... Sohbetimiz o kadar keyifliydi ki o gün fotoğraf çekmeyi unuttum. Buluşmamızın anısına bir fotoğrafımızın olmasını isterdim doğrusu. "Kalp kalbe karşıdır"... Sevgili dostum da aynı düşünceler içindeymiş. Sonra dedik ki; "Madem klavye üstünde tanıştık, klavyeli bir fotoğrafımızı çekip birbirimize gönderelim." (Bknz; üstteki fotoğraflar:)
Hayat sürprizlerle dolu. Sevgiyle atılan her adım, yeni başlangıçları ve dostlukları da beraberinde getiriyor. Bir de ilahi mesajları...
Armağanım; Şili'li yazar Luis Sepulveda'nın 12 dile çevrilen, birbirinden çok farklı iki canlının bir arada yaşamasının ve birbirini sevmesinin öyküsünü anlatan bir çocuk kitabı. "Martı'ya Uçmayı Öğreten Kedi"... "Şanslı" olduğum bir gerçek:)
Günün sonuna doğru sevgiyle vedalaşıp ayrıldık, tekrar buluşmak dileğiyle... Sohbetimiz o kadar keyifliydi ki o gün fotoğraf çekmeyi unuttum. Buluşmamızın anısına bir fotoğrafımızın olmasını isterdim doğrusu. "Kalp kalbe karşıdır"... Sevgili dostum da aynı düşünceler içindeymiş. Sonra dedik ki; "Madem klavye üstünde tanıştık, klavyeli bir fotoğrafımızı çekip birbirimize gönderelim." (Bknz; üstteki fotoğraflar:)Hayat sürprizlerle dolu. Sevgiyle atılan her adım, yeni başlangıçları ve dostlukları da beraberinde getiriyor. Bir de ilahi mesajları...
Buluşmamızın üzerinden bir kaç gün geçti...
İşten geldim. Gözüm evimizdeki en sevdiğim resme ilişti. Eşimin yaptığı ve "Güngelir çıkmaz sokaklara girip karanlıkta kaybolursak, kedimizin fener gibi parlayan gözleri ışığımız olsun" diye, duvarımıza nazar boncuğu misali astığımız siyah bir kedi resmi. Sarı gözlü, bilge bakışlı bir kedi. Arasıra göz kırpar bana:)
Anthony Quinn'nin başrolünü oynadığı " Zorba" filminin unutulmaz soundtrack albümü "Zorba The Greek" eşliğinde, eşimle akşam yemeğimizi yedik. Son günlerde pikamızda hep "Zorba"nın uzun çaları dönüyor nedensizce...Ankara'ya yine yağmur yağıyor. Havalar iyice soğudu. Evimiz sıcacık. Pembe battaniyemin içine gömülüp, sevgili dostumun bana hediye ettiği çocuk kitabıyla içimdeki çocuğu ödüllendirmenin tam zamanı.
Sevgili dostuma e-posta gönderiyorum;
- Kitap okuyacağım bu akşam.
Bana hediye ettiği kitabı okuyacağımdan habersiz "Kitabının bir yerinde kediler miyavlasın:)" diye yanıt geliyor. Gülümsüyorum... Şanslı olduğum bir gerçek!
Sevgili dostuma e-posta gönderiyorum;
- Kitap okuyacağım bu akşam.
Bana hediye ettiği kitabı okuyacağımdan habersiz "Kitabının bir yerinde kediler miyavlasın:)" diye yanıt geliyor. Gülümsüyorum... Şanslı olduğum bir gerçek!
Yağmur, fonda çalan Zorba ve yudum yudum içtiğim çay eşliğinde büyülenerek okuyorum "Martıya Uçmayı Öğreten Kedi"yi...
"Uçacaksın Şanslı. Soluk al. Yağmuru hisset. Yağmur sudur. Hayatın boyunca pek çok şey seni mutlu edecek; bunlardan biri sudur, biri rüzgar, biri de yağmurun ardından bir ödül gibi gelen güneş. Yağmuru hissediyor musun? Kanatlarını aç diye miyavladı Zorba.
Martı kanatlarını açtı. Projektörler onu ışığa boğuyor, yağmur tüylerinin üzerine inciler saçıyordu. İnsanla kedi onun gözlerini kapatıp kafasını kaldırdığını gördüler.
'Yağmur,su. Seviyorum!'
'Uçacaksın', diye güvence verdi Zorba.
'Uçuyorum Zorba! Uçmayı biliyorum' diye bağırıyordu keyifle gri gökyüzünün sonsuzluğunda.
İnsan kedinin sırtını okşadı.
'İşte böyle kedi, başardık' dedi göğüs geçirerek.
'Evet. Boşluğun kenarında en önemlisinin ne olduğunu anladı' diye miyavladı Zorba.
'Ya öyle mi? Peki neymiş anladığı ', diye sordu insan.
'Yalnızca cesaret edenler uçabilir' diye miyavladı Zorba."
İçimizdeki çocuğa altyazı olarak vurgu yapan "Taş yüreğimde ağırdır" postundan sonra hediye edilen bir çocuk kitabı... Yeni bir dost kazanmanın mutluluğu... Kendimi şanslı hissederken, öyküdeki martının isminin "Şanslı", kedinin de nedensizce dinlediğim soundrak albüm"Zorba" ile adaş çıkması. En sevdiğim, uğurum saydığım resmin bir kedi olması... Birbirimize gönderdiğimiz kurgusal fotoğrafta her ikimizin de kedisinin yanıbaşında poz vermesi. Yağmur...
Yaşadığımız benzeşme/eşleşmelere "tesadüf" diyebiliriz pekala. Hatta bu yazımın bugün son düzenlemelerini yaparken, birdenbire sağnak şeklinde yağan yağmura da "tesadüfün tesadüfü" der, geçer gideriz. Denk düşmesi, biraraya gelmesi imkansız gibi gelen olayların, şeylerin gerçekleşmesi halinde, derinlikte vurgun yememek korkusuyla "kabullenme" kolaylığı sağlayan bir sözcüktür çünkü "tesadüf".
"Tesadüf, Tanrı'nın adlarından biridir" derler...
Yalnızca cesaret edenlerin uçabildiği gibi, yalnızca farkında olanlar görebilir, evrende hiç bir şeyin "tesadüf" olmadığını!
Gizemli, kedisever ve güzel ruhlu evrensel dostumun blog dünyasındaki ismi Brajeshwari, gerçek ismi Burcu, yeni ismi; Zorba:) Merak edenlere...
Gizemli, kedisever ve güzel ruhlu evrensel dostumun blog dünyasındaki ismi Brajeshwari, gerçek ismi Burcu, yeni ismi; Zorba:) Merak edenlere...
Ruhunuzun sesini açın, sevgiyle kalın...
33 yorum:
O kadar güzel bir "dostluk" yazısı yazmışsınız ki, gözyaşlarıma hakim olamadım. Tesadüflerin olmadığına, yaşanan her olayın bir nedeni olduğuna da inandım.
İçi-dışı sevgi dolu güzel insan.
Kuşlar gibi uçmayı,balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ama basit bir sanatı unuttuk.İnsan gibi yaşamayı!
Korkar olduk yeni bir insanı dünyamıza almaya. Hep acaba nereden kazık yerim diye güvenlik çemberleri örüp, içine kendimizi hapsettik. Dostluğu, sevgiyi, bilgeliği fazlasıyla unuttuk.
Çok sevdim yüreğinizi.
Sevgili yeni dostunuz Zorba'yı da:)
Lütfen yazılarınızda sevgi tohumları ekmeye devam edin.
Sevgiler, selamlar...
Şanslı ile Zorba'nın dostluğunun büyüsünü kıskanmadım desem yalan olur. Fotoğraflarınız harika. Hele yazının sonunda verdiğiniz mesaj, çok derinden bir vurgun oldu.
Düşünmekteyim. Hem de derin... derin...
:)
Kocaman gülümsedim..İçim ısındı..Gittim bir kahve daha yaptım kendime.. Sanırım 4 kez okudum yazını..Kedi olsam mırıltı çıkarırdım heralde o şu anda gorgor...:) Yazışmalarımız geldi gözümün önüne.. Bulştuğumuz andaki yüzyıllık konuşmamız..Anlatılacak çok şeyin olduğu ama sözlerin bile anlamlarından öteye, içerden gözlerimizden anladığımız birbirimizi..Kısacıktı buluşmamız ama bir dolu..
Bir gün, pencerende senin ekmediğin domates fidelerini yazdığın “Mucizelerimizi kendimiz yaratmalıyız” diye okuduğum an geldi gözümün önüne... Ekranın arkasından ve birbirimizi okurken kurulan ilişkininde ötesinde, mucizeyi yarattık belki de..Evrensel kurguda, doğru zamanda ve doğru noktalarda buluştuk yine...Çok tanıdıktık, çok bilirdik içimizi ve belki de sessiz bile oturup anlaşabilirdik oturduğumuz o yerde..Mekanın, önümüzdeki yemeğin ve insanların yokolduğu bir yerde zamanı olmayan, kelimelerin yetersiz kaldığı birşeydi, hatırladık sanki birbirimizi ve tekrar deneyimledik..Ben buna uzun zamandır birbirini özleyen iki dostun buluşması diye gördüm..
Sözcüklerimiz günlerce uçuştu kafamda..İlahi mesajlarda, bana verilen gelişin ile beraber hayatıma... Kimbilir nelerde karşılaştık bilmeden birbirimizi, nerelerde karşı kaldırımın ters tarafından yürüyorduk ta görmedik birbirimizi de, şimdi bu noktadayız dedim kendime.. İlahi kurguda zaman bu zamanmış dedim,teşekkür ettim.
İnsanlar büyüdükçe, çocuk kitaplarını niye okumaz diye düşünürdüm hep? Sonra, yeni arkadaşım için, bir muzik cd’si yerine bir çocuk kitabı almış buldum kendimi..Yazında geçen bunca “tesadüften” habersizdim, bir daha gülümsedim..
Yazacak çok şeyin olduğu, ama kelimlerin yetersiz olduğu bir yorum kutucuğunun içinde alt satırları anladığını bilerek teşekkür ediyorum sana..Biliyorum ki, teşekkürün yanında hissettiğim herşeyi hissediyorsun benim adıma...
Zorbayı sevdim..Bunun hakkındaki düşüncelerimi, çok yakında buluşmamıza ait blogta yazacağım yazıda bulabilirsin:)
Günümü güzelleştirdiğin için tekrar teşekkür ediyorum..... İçimdeki kedi mutlu mutlu gorgorlarken, yağmur hala yağıyor..
Ankara'yı sel götürmek üzere!
Yıllardır Ankara böyle bir yağmur görmedi. Dostluğunuzun güçlü olacağına işaret ediyor bence. Çok etkilendim yazınızdan.
Zorba'ya sevgiler:)))
Gülden iki gündür aklımdasın ,nerelerdesin özlettin kendini yazıcaktım ki sen uğramışsın ,ne iyi yapmışsın:) Bu güzel postu bir çırpıda okudum.. bazı yerleri iki kere :)
Tesadüfmü bilmem ama böyle güzel bir arkadaşlığı paylaştığınız için adınıza mutlu oldum..
Az bulunur oldu böylesi..
Zorba'ya ve sana sevgiler...
Kediciğe de bayıldım...
Bugün ellerinizi her zamankinden daha çok açın. Avucunuza melekler gül koysun, yüreğiniz coşsun. Kadir geceniz hayırlara vesile olsun. İyi tatiller ve iyi bayramlar diliyorum..
Çarpıldım, dağıldım, kıskandım, neşelendim, beğendim, şaşırdım, hayran oldum...
özendim. ah bende keşke yan masada olsaydım da merhaba ben de funda sizi tanıyorum deseydim. kalbin kalbe karşı olması tesadüf değil bence. olmamalı da...
tadına doyulmayan bu dostluğun ömürlük olmasını diliyorum güldenciğim.
kadir geceniz mübarek olsun.
çok svglrr Nunu
ben kıskanmadım
nasıl olsa tanışırız biliyorum
bayram sonrası yemeğe gelsenize
sevgilerimi gönderiyorum
Sevgili :)den,
Bu da mı tesadüf?? :))
Tam sana iadei ziyaret yapmak üzere geldim ki çok keyifli,çok leziz bir yazı ile karşılaştım ve henüz yazının ortalarında Sevgili Brajeshwari'den bahsettiğini anladım :))
ve çok mutlu oldum sevgili dostumun böyle güzel bir dostluğun içinde olduğunu okumaktan ve aynı keyfi paylaştım ikinizle de her satırda. Hiçbirşey tesadüf değil ve çok belli ki bu dostluğun temelleri yeni değil, kimbilir kaç yaşam geçmiş bu buluşmayı hazırlayan...
sevgiler ikinize de :)
Bir kere daha çok teşekkür ettim seni tanımama vesile olan şu Q klavyeye, sanal aleme, kelimelerime, kelimelerine... Sen yüreğine yüzlerce sevgi/dostluk/aşk sığdırabilecek kadar kocaman yürekli birisin :)dencim.. eminim Burcu da öyle, hayat sizi aynı noktada buluşturduğuna göre... Ben, kolumun altına sıkıştıracağım koca bir lokum kutusu alarak kapını çalma sözümü unutmadım, sonuna kadar açık olacağını bildiğim yüreğinin kapısından içeri girip mutfağında yine aynı dostlukla kırk yıllık hatrı olan bir fincan kahveni, ellerinle hazırladığın vişne likörünün eşliğinde sohbeti katık ederek içme sözümüzü de unutmadım. Ama bunların hepsi yani kahveler, likörler, lokumlar, hepsi bahane aslında. Dostlar, dostluklar hep buluşmak ister, bir araya gelmek ister, bütün bunlarsa bahanelerdir sonu gelmeyen. Bizim bahanemiz ne olur, bir fincan kahve mi, lezzetli bir sofra mı bilemem :)dencim ama yüzyüze tanışabileceğimiz günü dört gözle beklediğimi söylemek isterim. Yürek dolusu sevgiler:)
:)dencim...birbirimizin bloklarına ziyaretlerimiz, sevgi dolu satırlar bırakmamız zaten başlıbaşına bir heyecan..bir de bunu buluşmalarla pekiştirmek harika olmuş gerçekten..Kıskanmadım desem yalan olur :))))Sevgilerimle Zehr@
Gülden'ciğim,
Ne kadar güzel yazmışın canım.Arkadaşlığınızın uzun ömürlü olması dileğimle...
Kendi sobemi cevaplamaya ve de yazını okumaya dalınca ocakta çaydanlığı unutmuşum. Suyu bitip çaydanlık yanmaya başlıyordu ki yetiştim :))
Seni sobeledim.Bloguma uğrarsan sevinirim.İstediğin zaman yanıtlayabilirsin :))
Sevgiler...
Sanal alem denir bir değil mi? Ne güzel dostluklara gebe olabiliyor .Birden gerçeğe de dönüşebiliyor.
Şanslı olmak mı yoksa şansını kendinin yaratmak mı pek bilemedim.
Bu arada yazı muhteşem olmuş. Bir çırpıda okutturuveriyor kendini.
Eşinle de nice nice başbaşa yemeklere inşallah
Müzik nefis, fotoğraflar nefis, "tesafüdler" de öyle.. Siz görmesini bildikten sonra evrenin size daha nice "tesadüfler" hazırlayacağından eminim, dostluğunuz daim olsun!
Gülden'cim iyi bayramlar diliyorum, sevgiler..
muhakkak guzel bir dostluktur ve muhakkak mutlusunuzdur degeriniz bildiğiniz bir gerçek!
hiç bitmeyin emi bu bayram oncesi tek duam bu size:)
ucan martım guzel gonullere konmaya devam et..
hayırlı bayramlar..
öpüyorum
Yıllar önce bir blogcu arkadaşımızın teşviki ile başladığımız sayfalar arası gönül dostlukları gittikçe büyüdü... Zamanla satırlardaki içtenlikler gönüllere, gönüllerdeki yakınlıklar tanışmalara kadar ulaştı. gün geldi bu sayfalarda tanıştıklarımızın kızları üniversiteyi kazandığında evimizde misafir oldu, gün geldi ülkeyi dolaşırken yollarımızda rehber oldu, gün geldi birbirimizin sofralarında konuk olduk. Ama önce gönüllerde...
Tüm dostlukların içten, menfaatsiz ve karşılık beklemeden ama sıcacık olması dileği ile...
Bu arada;
Bütün bayramların bayram gibi yaşandığı, barış ve mutluluğun egemen olduğu, insan hakları, adalet ve hukukun gözetildiği, savaş, terör ve yoksulluğun geride kaldığı bir dünya için bayramların birer imkan olması temennisiyle, milletimizin, bütün soydaş ve din kardeşlerimizin, tüm gönül dostlarımızın ve grup üyelerimizin Ramazan bayramını kutluyor, bu bayramın hepimize, insanlık alemine insanca yaşama adına yeni bir umut ve imkan getirmesini yüce Allah'tan niyaz ediyoruz.
Akif & Fatma
http://gidilesiyerler.blogspot.com/
http://soframdan.blogspot.com/
http://gittiklerimden.blogspot.com/
Güldencim harikaydı bu yazıyı okurken ekrana yapışıverdim emin ol.ne kadar güzel bir dostluk olmuş bu.ben de tesadüflere çok takılan bir insanım nedense,hep bir nedeni olduğuna inanırım her tesadüfün.umarım bir tesadüf de bizi karşılaştırır.hiç Ankara görmemiş bir İstanbullunun merak ettiği bir ankaralısın sen.iyi bayramlar
GULDEN'CIGIM MUBAREK RAMAZAN BAYRAMINI SEVDIKLERINLE BERABER SAGLIKLI VE HUZUR ICINDE GECIRMENI VE HAYIRLARA VESILE OLMASINI DILERIM.
ALLAH NICE HUZURLU, BEREKETLI BAYRAMLAR NASIP ETSIN CANIM.
BOYLESINE GUZEL BIR DOSTLUGU ARKADASLIGI PAYLASMANIZ,
BU ZAMANDA BOYLE GUZELLIKLERIN VAR OLMASI NE GUZEL.
DOSTLUGUNUZ BIR OMURLUK OLSUN.
Gülden'ciğim,
Ailen ve sevdiklerinle,huzurlu,sağlıklı,mutlu,sevgi dolu,şeker tadında bir bayram diliyorum.
Sevgiler...
Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum..
Sevgiler..
güldenciğim,bayram tadında günler ,hayatınızdan hiç eksilmesin.
çok sevgiler NuNu
Çok güzel anlatmışsınız gene ve gene (:
Orda olasım ve bu sıcaklığı iliklerime kadar hissedesim geldi ama imkansız şimdilik (:
Hayat bu belli olmaz ; bir yerlere savuruyor bizleri ; neden olmasın ki belki birgün (:
merhaba, bloglar arasinda gezerken tesadufen ulastigim siteniz cok hosuma gitti, ozellikle fotograflariniz cok guzel..
elinize saglik...
Çok anlamlı ve içten bir yazı olmuş..Bir o kadar da duygusal..)Umarım yeni başlayan bu dostluğunuz bir ömür sürsün sevgili Gülden..
Gecikmeli olarak bayramını kutluyorum ayrıca..
Sevgiler
Senin adına çoook sevindim!
O kadar hoşuma gitti ki yazın:) Her zamanki gibi bu kadar güzel anlatılabilir dedirttin bana. Dostluğunuz daim olsun. Blog dünyasının en güzel tarafı bu işte. Ortak zevkler insanı 40 yıllık ahbap konumuna getiriyor. Çok öptüm seni:)
Sevgilerimle...
Hadi yeni yazı:)
Mesala dönmek üzerine:P
Yazılarını özledim valla..
su gibi yazmışsın çok ama çok kıskandım hem yazının hemde yaşanılanın güzelliğini :))
yüzünü bilmediğim ama yüreğini benimde yüreğime eklediğim burcu'yla umarım bende bir gün yüzyüze geleceğim. umarım birgün o'nun yüreğini eklediği senin yüreğinle de birer kahve içimlik molamız olur...
harika bir yazı!
selam arkadaşım dostluğunuz daim olur inşallah sanal a ilk girişimdeki amacım yazılarımı ve dostluğumu paylaşmaktı .Bu nedenle Klavye dostluğu diye bir site açtım.Hala eksikleri var ama kendimce tamamlıyorum.Neyse asıl konum izniniz olursa kendi sunumumla " Bir uçumda bluşma ..." adlı sunumunuzun konusunu almak istiyorum ve sizin izninizle blok linklerinizi de yayınlamak isterim.Saygılarımla Klavye dostlugu...
selam arkadaşım menekşe benim , yorumum duruyor yayınlamışsınız , ancak başka bir yorum mu yaptım hatırlayamadım.izin verdiğiniz için teşekkürler çalışmam henüz bitmedi,henüz çalışıyorum..bu arada burda ki "bir uç'umda buluşma" hayran kaldım bu dostluğa , hatta arkadaşlarımada önerdim bloğunuzu ve sanalda bunları başaranlarda var dedim.dileğim klavye tuşlarınızın tıkırtısı hiç bitmesin ve her tuş yüreğinize böyle dostluklar kazandırsın ve bu ortamdaki herkese örnek olsun bu durum.VE insanlar artık bu ortamın fikir ve yürek paylaşımı olduğunu unutmasın ...güzellikler adına insani duyguları yayalım bu yalan -sanal- dünyaya ve bizi ele geçiremesin asla...tekrar görüşmek dileği ile...
Yorum Gönder