24 Temmuz 2008 Perşembe

Davetsiz Misafir!


Sihirli bir pencerem var benim...
Her yıl bir sürprize, bir mucizeye açılan...
Geçen yıl sihirli penceremden, bembeyaz bir kedi düşmüştü kucağıma...
Bu yıl da 2 adet domates fidesi verdi, su sıkıntısı nedeniyle boş bıraktığımız saksıya...


Domates çekirdekleri ne zaman o saksıya düştü? Nasıl filizlendi? Hiç bir fikrim yok. Bilmediğimiz ne çok şey var hayatta! Bir sabah uyandığımda sihirli penceremden dışarıya bakarken, boş saksıda farkettiğim minik bir otla başladı herşey... "Ot" diyorum çünkü minicikken anlayamadım onun domates fidesi olmak üzere hızla büyüdüğünü...

Önce sarı sarı çiçekler açtı sihirli penceremde, mutluluğuma mutluluk katan. Sonra uzun ince salkım salkım yeşil domates oldular...


Davetsiz misafirime bakıp, "Hoşgeldin" diyorum. Sevip okşuyorum güneşe uzattığı dallarını. Mis gibi kokusunu genzime çekiyorum. Yanıbaşında çayımı yudumlayıp, kitabımı okuyorum sonsuz bir dinginlik ve huzurla.

Mucizelerin nereden geleceği belli olmazmış, pencereleri açık tutmak lazımmış öğrendim. Hayatın hep öğrencisi kalacağımı da... Şükürler olsun, binlerce kez teşekkürler olsun...


Kimseleri inandıramadık domateslerin sihirli penceremizin bir armağanı olduğuna! Ne masallara ne de mucizelere inanmıyor artık kent insanı. Biz istemedikçe masal da mucize de olmaz ki! Mucize; ol/a/mayacak gibi görünenin olmasıdır aslında. Hayalgücü sınırlı olanlar mucizeleri algılayamaz.
Hayatımızdaki herşeyi biz kendi enerjimizle yaratırız oysa.


Domateslerim kulağıma fısıldıyor: "İnsanlar iki gruba ayrılır; mucize bekleyenler ve mucize yaratanlar"
Mucize bekleyenlerin değil, o mucizeyi yaratacak gücü kendinde bulanların arasında olmanız dileğiyle...

Ruhunuzun sesini açın, sevgiyle kalın...

18 yorum:

Yolcu dedi ki...

İnsanoğlu olarak yeniden mucizeler dönemine girdik. Neden mi? İşte artık pencerelerde domates yetişmeye başladı. Bu ne demektir. Yeni nesilin doğada yaşayan hayvanları ya ansiklopedilerden, ya belgesellerden ya da hayvanat bahçelerinden öğrendiği gibi demektir. Bu insanlığın büyük eksikliği. Buna hayat zorlamış bile olsa bu zoru aşmak gerektiği inancını yaşamamız lazım. Değilse mucizeleri beklemek kaderimiz olacak. Çıkın dört duvar arasından. Neler göreceksiniz neler. İşte domates bile yetişiyor.
Bu mucizeyi gerçekleştiren Uçan Martı'ya teşekkür ediyoruz.

Aybike Ceylan dedi ki...

Cok guzel...

Ne guzel seyler yapmissiniz.

Sevgiyle kalin, selamalr.

zarpandit_gokche dedi ki...

ne güzel ben bir çiçke bile yetiştiremezken üstelik annemle hep konusruz sularken saksılarımızı:)
sadece suya değil sevgiyede ihtiyacı var diyerek..

ve haklısın aslında mucize beklenmez biraz çaba gerekir işini doğru yap sonra tevekkul edin diye boşa denmemiş:)

bu arada yapılanlar genelde kuzuma gidiyor yurtta yiyorlar malum devlet yurdu ve yemekler cok da iyi değil üstüne dışardan yemesin diye ev poğaçaları tartları pastaları direk ona taşınıyor:)

ev ahaliside yiyor tabi nasibini alıyorlar:)

keşke yakınımda olsan hepsini sana getirsem :) (valla öldürmez yaptıklarım:D)

Düşlerimin İNCİSİ dedi ki...

ne güzel bir sihir yapmış pencer evre evre büyümesini görmek sonra dalından koparıp tadına bakmak şehir hayatında yok denilebilir bu şansı yakalamak ne hoş ,alttaki resimde güvece bayıldım nefis sevgiler

zero dedi ki...

Gönül gözü açık, kıymet bilen insanların penceresine düşer işte böyle mucizeler. Her şey pencerenin büyüsünü teslim etmende yatıyor bence de. Penceren her sene seni mahcup etmekten korkarcasına yeni mucizeler getirsin dünyana:)

Tijen dedi ki...

Ne büyük bir mutluluk değil mi? Bizim Antalya'daki saksılara da birer domates çekirdeği bırakılmıştı ya ne haldeler bilmem, onları bırakıp geldik. Ben bunu kuşların yaptığını düşünüyorum. Önce yiyor, sonra bırakıyorlar. Olamaz mı?

YASEMİN ASLIHAN BABALIK dedi ki...

harikasın,ve de ne şanslı.o kadar çok kişi uğraşıp didinirken bu güzelcikler bak seni bulmuşlar.mucizeler onu görmesini bilenin başına gelirmiş zaten.o çıkna otu söküp atabilirdin de gördüğün gün herhangi bir ot diye.ama ümit etmişsin,beklemişsin acaba ne çıkacak diye ve sevgiyle sulamışsın demek ki.mucizeyi davet etmişsin yani haketmişsin.
bu arada pencerenin önünde o koltukta oturup dışarıyı izlemek ne hoştur,ne çok huzur verir insana.bir de orkideni kıskandım,benimki çiçeklerini döktü sadece yeşil yaprakları var.ben de mucize bekler gibi her sabah bakıyorum çiçekler ne zaman açacak diye.
sevgiler

Nil dedi ki...

İnsanlar bahçelerinde binbir emekle domates yetiştirebilirken, sizin pencerenizin önündeki saksıda nereden geldiği belli olmayan bir çekirdekle domates fidelerinizin olması MUCİZE'dir bence de...
İster bir kuşun şakası olsun, ister çiçeklerle gelmiş bir tohum olsun ne farkeder? Önemli olan evrenin size (dolayısıyla da bize)elbirliğiyle bu güzelliği yaşatması!
Eminim içinizdeki doğa sevgisinin bir yansıması bu.
Sevgiyle ve ışıkla kalın...

Αzαв-ı мυкα∂∂єѕ dedi ki...

Mucizeleri görebilenler/farkedebilenlerden olmakta güzel ... (:

YASEMİN ASLIHAN BABALIK dedi ki...

sevgili :den bu böyle olmayacak ya:))
karşılıklı övgüler nereye kadar değil mi,eşime okudum yorumunu da çok hoşuna gitti,pek senin yazdığın gibi olmadığımı düşünüyor da kendisi:((
orkideyi farketmemek mümkün değil,en sevdiğim çiçektir benim.zariftir,narindir ve göz alıcıdır.

birdilimdus dedi ki...

Ne güzel hayatımızda bu kadar küçük görünen ama oldukça önemli olan mucizeler olması...

Sevgiler,
Evren

Seda'nın Günlüğü dedi ki...

Yazını o kadar içtenlikle yazmışsın ki...
Mucizelere çok inanırım. Ucunda olsada, olamayacak duruma gelsede inanırım. Son ana kadar dua ederim eğer olmazsa zaten olmaması gerekmiş deyip, yeni bir ışık açarım kendime. Şimdi bende bir mucize bekliyorum, Balkonumdaki pembe çiçekleri olan, açtıkça içimi huzurla dolduran bitkim, beni terk etmek üzere ama ben ondan hiç vazgeçmedim. Umarım o da benden vazgeçmez. Tıpkı 2 sene boyunca suladığım ve oğlumla yaşıt olan limon fidem gibi...
Sevgiler

akasyakokusu dedi ki...

Sevgili uçan martı dediğin gibi çoğu tatlar sanırım uyduruktan başlıyor..
Sonuçta Allah c.c.nin insanoğluna sunduğu uçsuz bucaksız yemeye yenmeye elverişli nimeti var..İşte burda püf nokta sizinde domates fidesini beklemeniz gibi sabırla hayalgücüyle bu nimetleri birleştirmek..
Tıpkı aklımı çelen şu leziz güveç gibi..Antalya'nın piyazı gibi:)Sanırım biz ( ben ) hamilelikten kalan bir alışkanlıkla kendimiz yemeği yaparken doyuyuruz..Yerkende karşımızdakini zevkle izliyoruz..Ama böyle zevkle özenle sevgiyle bir güvece neleri vermezdim:)))
Bekleyin bakalım mucizeyi getiren süpriz konuk başka nasıl mucizeler verecek size..Bir gül dalı,bir zeytin dalı neden olmasın değilmi.
Tşkler muhabbet için nefis uslubunuz için.
Sevgilerimle..

Seda'nın Günlüğü dedi ki...

Güldencim bana yazdığın son yorumun için teşekkür ederim. Objektif olamadım ve yazımı okurken aslında bunları düşünmüyorum diye düşünüp üzüldüğüm için yazımı taslak olarak kendime kaydediyorum. Bilirsin işte bazen insanoğluna eser geçer.Önerilerin için çok teşekkür ederim, dikkate alıcam.
Sevgiler.
(Mail adresin blogunda yazılı olmadığı için yorum olarak gönderdim)

Hülya YILMAZ dedi ki...

Merhabalar,
bizim domateslerimiz de geçtiğimiz hafta pembeydi. Bu hafta kızarmıştır herhalde. Pazar günü gideriz artık bahçemize...
Ağaçlardaki meyvelerin, sebzelerin çiçek açmalarını, büyümelerini izlemek çok büyük bir keyif. İnsanın çocuğu gibi oluyor.
Bizim bahçemiz de Kazan'da. Belki yakındır o gittiğiniz eve...

funda dedi ki...

çok güzel bir yazı bu gülden. ben de bu mucizeye tanık olduğum için mutluyum. ve mucizeye inan ve yaratanlar tarafındayım :)

birdutmasali dedi ki...

sevgili uçan martım, mesajınıza çk tşk ederim.
tabiat ananın mucizeleri çoktur, yüzünüz daima böyle gülsün ..
ÇEŞMEden sevglr NuNu

İşitme Kaybı dedi ki...

Ne mutlu sana ki,mucizenin tadını tefekkürle çıkartıyorsun...

Farkındalık;insana yaşama sevinci katıyor...

Kucak doluus sevgiler,